YKBursa PsikiyatristPsikiyatrist ve Psikoterapist
Genel

Hayatın Güz Mevsimi: Yaşlılık

5 Eylül 2020Dr. Yusuf Kala

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye, yaşlı nüfusu en hızlı artan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor. 1950-2000 arasında ortalama yaşam süresi 20 yıl artmış, önümüzdeki 50 yılda 10 yıl daha artması öngörülüyor. Toplumsal sağlık öncelikleri bulaşıcı hastalıklardan yaşlı ve yetişkin sağlığına kaymaktadır.

Yaşlılığın Tanımı

65 yaş üstü yaşlılık kabul edilir; genç yaşlılık (65-74), orta yaşlılık (75-84), ileri yaşlılık/ihtiyarlık (85 ve üzeri) olarak sınıflandırılır. Zihinsel ve fiziksel kapasite azalsa da birey kendini yaşlı hissetmeyebilir.

Yaşlılık Dönemiyle İlgili Önyargılar

  1. Yaşlının üretken değil, sadece tüketici olduğu önyargısı — yanlıştır; yaşlıların birikmiş tecrübesi kıymetlidir.
  2. Yaşlanmanın önlenemez ve şifasız bir hastalık olduğu önyargısı — yanlıştır; düzenli aktivitelerle 80-90 yaşında dinç yaşanabilir.
  3. Bunamanın kaçınılmaz olduğu önyargısı — yanlıştır; yaşlıların yaklaşık %5’i bunama yaşar, yaşam kalitesi yüksek olanlarda oran daha düşüktür.
  4. Hoşgörü ve esnekliğin yaşlılıkta kaybolduğu önyargısı — yanlıştır; katılık yaşa değil kişilik özelliğine bağlıdır.
  5. Yaşama sevincinin yaşlılıkta kaybolacağı önyargısı — yanlıştır; benlik bütünlüğü sağlananlarda yaşama sevinci sürer.
  6. Emekliliğin olumsuz bir şey olduğu önyargısı — yanlıştır; emeklilik sonrası üretken kalanlar daha geç yaşlanır.

Yaşlılığın Psikolojisi

Yaşlılık bütünüyle bir gerileme dönemi olarak düşünülmemelidir. Gençlerdeki parlak zekaya karşın yaşlılarda da kuvvetli bir muhakeme gücü vardır ve bu ancak deneyimle, öğrenmeyle kazanılabilir. Yaşla birlikte eskiye bağlılık, yeni durumlara uyum güçlüğü ve yeniliklerden korkma gibi ruhsal değişimler görülür.

Kayıplar, yas tutma ve yalnızlık en önemli üç duygusal sorun olarak öne çıkar: yakın çevre tarafından görmezden gelinme ve “işe yaramaz” diye değersizleştirilme özgüven kaybına yol açar; eşlerin ve dostların ölümü, çocukların evden ayrılması, sağlık sorunları ve maddi kısıtlılıklar yalnızlık ve yabancılaşma duygusunu artırır. Ölüm, yalnızlık ve bakıma muhtaç olma korkuları başlıca sıkıntılardır. Yaşanan hayatı sorgulayıp kendi değerler sistemi içinde anlamlandırmak bu sıkıntıların aşılmasında önemlidir; yaşlılara saygı gösterilen kültürlerde ileri yaş daha olumlu algılanır.

Yaşlıya Toplumsal Destek

Huzurlu ve başarılı bir yaşlılık için aile ve yakın çevre ile ilişkilerin canlı tutulması gerekir. Çekirdek aile yapısının yaygınlaşması kuşaklar arası bağı zayıflatmış; ileri yaş bakımının kurumsallaşması konforlu görünse de yaşlılarda daha fazla yalnızlık, depresyon ve ağır bunama riskine yol açabilir.

“Sağlıklı Yaşlanma” Kavramı

Sağlığın, bağımsız yaşama yetisinin ve yaşam kalitesinin korunması ve daha iyi hale getirilmesi olarak tanımlanır. Temel stratejiler arasında fiziksel ve zihinsel faaliyetleri sürdürmek ve güçlendirmek, aktif ve üretici olmak, toplum içinde bulunmak ve anlamlı ilişkiler kurmak yer alır. Erken yaştan başlanmalı: sağlıklı beslenme, sigara içmeme, düzenli egzersiz; zihni aktif tutmak (yeni bilgi, sudoku, bulmaca, yeni dil öğrenme) unutkanlık ve bunamayı geciktirir.

Sağlıklı Yaşlanmada Şehir Yaşantısı

Yaşlı nüfus artacağı için şehir planlamasının buna göre düzenlenmesi gerekiyor: sağlık, ulaşım ve barınma ihtiyaçlarını karşılayan, bağımsız yaşayabilecekleri parklar ve yürüyüş parkurları olan, spor, eğitim ve kültürel aktivitelere güvenli ulaşımla erişilebilen mekanlar.


Onlar, bizim gelecek halimiz. Onlar nesiller arası kültür aktarımını, bağlantıyı sağlayan elçiler. Onlar hayatın zorluklarını güzelliklerini yaşayarak yorulan bahtiyar insanlar. Babamız, dedemiz, annemiz, ninemiz… ihtiyarlarımız… hayat treninin ikindi yolcuları… ilgilenilmeyi, sevilmeyi, saygıyı hak ediyorlar.

Randevu Alın

Sorularınız için hemen arayabilirsiniz.

Hemen Ara