<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Panik Atak Tedavisi - Bursa Psikiyatrist</title>
	<atom:link href="https://bursapsikiyatrist.com/category/panik-atak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bursapsikiyatrist.com</link>
	<description>Psikiyatrist Dr.Yusuf Kala</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Oct 2025 18:49:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2025/10/cropped-psikiyatrist-bursa-32x32.png</url>
	<title>Panik Atak Tedavisi - Bursa Psikiyatrist</title>
	<link>https://bursapsikiyatrist.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Panik Atak Tedavisi:Panik Ataktan Kurtulmak.</title>
		<link>https://bursapsikiyatrist.com/panik-atak-tedavisi-bursa/</link>
					<comments>https://bursapsikiyatrist.com/panik-atak-tedavisi-bursa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psikiyatrist Dr.Yusuf Kala]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 18:43:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Panik Atak Tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bursapsikiyatrist.com/?p=1244</guid>

					<description><![CDATA[<p>Panik Atak Tedavisi: Nedir, Belirtileri Nelerdir ve Nasıl Yönetilir? 30 Yıllık Deneyimle Kapsamlı Bir Rehber Panik Atak ve Panik Bozukluk: Nörobiyolojiden Kanıta Dayalı Tedavilere 30 Yıllık Deneyimle Kapsamlı Rehber O Anı Tanımak ve Beyindeki &#8220;Yanlış Alarmın&#8221; Anatomisi Merhaba. Otuz yılı aşkın süredir bu alandayım ve sayısız insanın, hayatla bağının bir anlığına kopmuş gibi hissettiği o [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bursapsikiyatrist.com/panik-atak-tedavisi-bursa/">Panik Atak Tedavisi:Panik Ataktan Kurtulmak.</a> first appeared on <a href="https://bursapsikiyatrist.com">Bursa Psikiyatrist</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="1244" class="elementor elementor-1244">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-73e6cec elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="73e6cec" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-fd7aa33" data-id="fd7aa33" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-61c37a3 elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="61c37a3" data-element_type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h2 class="elementor-heading-title elementor-size-default">Panik Atak Tedavisi: Nedir, Belirtileri Nelerdir ve Nasıl Yönetilir? 30 Yıllık Deneyimle Kapsamlı Bir Rehber</h2>				</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-7d08f40 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="7d08f40" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-c924073" data-id="c924073" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-75e6075 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="75e6075" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h3>Panik<b> Atak ve Panik Bozukluk: Nörobiyolojiden Kanıta Dayalı Tedavilere 30 Yıllık Deneyimle Kapsamlı Rehber</b></h3><h4><b>O Anı Tanımak ve Beyindeki &#8220;Yanlış Alarmın&#8221; Anatomisi</b></h4><p>Merhaba. Otuz yılı aşkın süredir bu alandayım ve sayısız insanın, hayatla bağının bir anlığına kopmuş gibi hissettiği o derin korkuya tanıklık ettim. Panik atak, en beklemediğiniz anda, en güvenli hissettiğiniz yerde bedenin ve zihnin size oynadığı acımasız bir oyundur. Bir danışanımın deyişiyle, &#8220;Sanki biri görünmez bir düğmeye basıyor ve benim için dünya sona eriyor.&#8221;</p><p><b>Peki Beynimizde Gerçekte Ne Oluyor?</b></p><p>Bu his bir hayal değil, tamamen nörobiyolojik bir olaydır. Panik atakların merkezinde, beynimizin korku ve tehdit işleme merkezi olan <b>amigdalanın</b> aşırı aktivasyonu yatar. Amigdalayı beynin &#8220;alarm zili&#8221; veya &#8220;duman dedektörü&#8221; olarak düşünebilirsiniz. Panik bozukluğunda bu dedektör aşırı hassaslaşır; ortada ateş yokken bile (yani gerçek bir tehlike yokken) en ufak bir duman belirtisinde (örneğin, anlık bir çarpıntı veya baş dönmesi) alarmı son ses çalmaya başlar.</p><p>Amigdala alarmı çaldığında, beynin <b>&#8220;savaş ya da kaç&#8221;</b> tepkisini başlatır. Bu sistem, vücudunuzu sanki bir yırtıcıdan kaçıyormuş gibi hazırlar: Kalbiniz daha hızlı kan pompalamak için deli gibi atar, daha fazla oksijen almak için nefesiniz hızlanır, kaslarınız gerilir. Bu, aslında ilkel bir hayatta kalma mekanizmasıdır. Sorun şu ki, bu alarm yanlışlıkla çalmaktadır.</p><p>Ayrıca, bu süreçte <b>nörotransmitter</b> adını verdiğimiz kimyasal habercilerin dengesi de bozulur. Vücudun doğal sakinleştiricileri olan <b>serotonin</b> ve <b>GABA</b> seviyeleri düşerken, alarm ve uyanıklıkla ilişkili olan <b>norepinefrin</b> (adrenalin benzeri bir kimyasal) seviyesi fırlar. İşte bu kimyasal dengesizlik, o korkunç fiziksel ve zihinsel belirtilere yol açar.</p><p><b>En Yaygın Panik Atak Belirtileri (Yanlış Alarmın Sonuçları):</b></p><ul><li><p><b>Kalp Çarpıntısı, Göğüste Sıkışma veya Ağrı</b></p></li><li><p><b>Nefes Darlığı veya Boğulma Hissi</b></p></li><li><p><b>Titreme, Terleme, Üşüme veya Ateş Basması</b></p></li><li><p><b>Baş Dönmesi, Sersemlik veya Bayılacak Gibi Olma</b></p></li><li><p><b>Mide Bulantısı veya Karın Ağrısı</b></p></li><li><p><b>Uyuşma veya Karıncalanma Hissi</b></p></li><li><p><b>Gerçeklikten Kopma (Derealizasyon) veya Kendine Yabancılaşma (Depersonalizasyon)</b></p></li><li><p><b>Kontrolü Kaybetme, Çıldırma veya Ölüm Korkusu</b></p></li></ul><p>Bu belirtiler ne kadar korkutucu olursa olsun, tehlikeli değildir. Sadece vücudunuzun yanlış alarmıdır. Ve en önemlisi, bu alarmı yeniden programlamayı öğrenebiliriz.</p><hr /><h4><b>Zihnin Tuzağı &#8211; &#8220;Felaketleştirme&#8221; Döngüsünü Kırmak</b></h4><p>Panik atağın motoru, zihninizin o an ürettiği felaket senaryolarıdır. Bilimsel olarak buna <b>&#8220;felaketleştirme&#8221; (catastrophizing)</b> diyoruz. Bu, kendi kendini besleyen bir kısır döngüdür:</p><p><b>Fiziksel His (Çarpıntı) → Felaket Düşüncesi (&#8220;Kalp krizi geçiriyorum!&#8221;) → Yoğun Korku ve Panik → Fiziksel Belirtilerin Şiddetlenmesi</b></p><p>Terapideki temel amacımız, bu döngüyü kırmaktır. Bunun için altın standart yöntem, etkinliği yüzlerce bilimsel çalışmayla kanıtlanmış olan <b>Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)</b>&#8216;dir.</p><p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter" src="https://sdmntprukwest.oaiusercontent.com/files/00000000-0ba8-6243-befc-0e99459fe0e4/raw?se=2025-10-11T19%3A39%3A25Z&amp;sp=r&amp;sv=2024-08-04&amp;sr=b&amp;scid=b14f2439-4f8e-53ce-80c8-52350a1131a9&amp;skoid=0a4a0f0c-99ac-4752-9d87-cfac036fa93f&amp;sktid=a48cca56-e6da-484e-a814-9c849652bcb3&amp;skt=2025-10-11T00%3A27%3A04Z&amp;ske=2025-10-12T00%3A27%3A04Z&amp;sks=b&amp;skv=2024-08-04&amp;sig=CGU8lvU3piSlIoPsyFQDvs0rYzFwi%2BmpIuT3fAF7BBw%3D" alt="bursa-panik-atak-tedavisi" width="291" height="437" /></p><p><b>BDT ile Zihninizi Yeniden Programlamak:</b></p><p>BDT&#8217;nin bilişsel bileşeni, bu otomatik felaket düşüncelerini hedef alır. Bir terapist olarak, danışanlarımla bu düşünceleri <b>Sokratik sorgulama</b> dediğimiz yöntemle, yani yargılamadan, merakla sorgularız:</p><ul><li><p><b>Otomatik Düşünce:</b> &#8220;Nefesim daralıyor, kesin boğulacağım.&#8221;</p></li><li><p><b>Sorgulama:</b> &#8220;Bu düşüncenin doğru olduğuna dair kanıtların ne? Daha önce panik atak geçirdiğinde boğuldun mu? En kötü ne oldu? Vücudun sonunda kendi nefesini dengeledi mi?&#8221;</p></li><li><p><b>Daha Gerçekçi Düşünce:</b> &#8220;Nefesim hızlandı, bu çok rahatsız edici ama geçici bir his. Vücudum hayatta kalmak için programlı ve nefes almayı bırakmayacak. Bu sadece bir panik belirtisi, boğulmuyorum.&#8221;</p></li></ul><p>Son yıllarda <b>Meta-Bilişsel Terapi (MCT)</b> de umut vaat etmektedir. MCT&#8217;ye göre asıl sorun kaygının kendisi değil, kaygı hakkındaki inançlarımızdır (&#8220;Bu endişelerim hiç durmazsa aklımı kaybederim&#8221; gibi). Terapi, bu üst düzey inançları değiştirerek kişinin kaygısıyla olan ilişkisini yeniden yapılandırır.</p><hr /><h4><b>Bedenin Dili &#8211; Fizyolojik Kontrolü Geri Kazanmak</b></h4><p>Zihninizi yeniden eğitirken, bedeninize de sakinleşmeyi öğretmeniz gerekir. Bunun bilimsel bir temeli vardır.</p><p><b>1. Nefesin Fizyolojisi: CO₂ Dengesinin Önemi</b></p><p>Panik sırasında istemsizce yaptığımız hızlı ve sığ nefes alışverişe <b>hiperventilasyon</b> denir. Bu, kandaki karbondioksit (CO₂) seviyesini tehlikeli bir şekilde düşürür. Düşük CO₂, beyin damarlarının daralmasına yol açar ve bu da doğrudan baş dönmesi, sersemlik, uyuşma ve gerçekdışılık hissi gibi en korkutucu panik belirtilerinden bazılarına neden olur.</p><p><b>Diyafram nefesi</b>, bu durumu fizyolojik olarak tersine çeviren bir panzehirdir. Yavaş ve derin nefes alarak CO₂ seviyesini normale döndürür, böylece belirtilerin biyolojik kaynağını ortadan kaldırırsınız. Bu bir sihir değil, saf fizyolojidir.</p><p><b>2. Topraklanma: Dikkati Amigdaladan Uzaklaştırmak</b></p><p><b>5-4-3-2-1 tekniği</b> gibi topraklanma egzersizleri, beynin dikkat odağını, panik içindeki amigdaladan ve içsel hislerden, prefrontal korteksin yönettiği dış dünyaya ve duyusal bilgilere kaydırır. Bu, beyninize &#8220;Tehlike içerideki hislerde değil, dışarıdaki gerçeklikte ve dışarısı şu an güvende&#8221; mesajını göndererek alarm sistemini susturur.</p><hr /><h4><b> Kaçmak Yerine Yüzleşmek &#8211; Uzun Vadeli İyileşme Stratejileri</b></h4><p>Panik, sizi kaçınmaya iterek hayat alanınızı daraltır. Tedavinin davranışçı bileşeni, bu kaçınma davranışını kırmayı hedefler.</p><p><b>1. Algısal Maruz Bırakma (Interoceptive Exposure)</b></p><p>BDT&#8217;nin en güçlü bileşenlerinden biridir. Terapide, bir uzman eşliğinde, güvenli ve kontrollü bir ortamda korktuğunuz fiziksel hisleri kasıtlı olarak yaratırız. Örneğin, baş dönmesi korkusu için bir sandalyede döner, çarpıntı korkusu için yerimizde koşarız. Amaç, beyninize &#8220;Bak, kalbin hızlı atıyor ama bu bir kalp krizi değil. Başın dönüyor ama bayılmıyorsun. Bu hisler rahatsız edici ama tehlikeli değil&#8221; mesajını defalarca pratikle öğretmektir. Zamanla beyin, bu hislerle felaket senaryoları arasındaki bağı koparır.</p><p><b>2. Yaşam Tarzı Müdahalelerinin Bilimsel Dayanakları</b></p><ul><li><p><b>Düzenli Aerobik Egzersiz:</b> Egzersiz, beynin doğal antidepresanları olan <b>endorfinleri</b> salgılatır. Daha da önemlisi, beyinde <b>BDNF</b> adlı bir molekülü artırarak beynin yeni ve sağlıklı bağlantılar kurma yeteneğini (nöroplastisite) destekler. Bu, kaygıya karşı daha dirençli bir beyin yapısı demektir.</p></li><li><p><b>Kafein Kısıtlaması:</b> Kafein, beynin doğal sakinleştirici molekülü olan <b>adenozinin</b> çalışmasını engeller ve adrenalin benzeri <b>norepinefrin</b> salınımını tetikler. Panik bozukluğu olan bir beyin için bu, yangına körükle gitmektir.</p></li><li><p><b>Uyku Hijyeni:</b> Uykusuzluk, alarm merkezimiz olan <b>amigdalanın</b> aktivitesini artırırken, beynimizin mantık ve duygu düzenleme merkezi olan <b>prefrontal korteksin</b> işlevini bozar. Bu, ertesi gün paniğe karşı çok daha savunmasız olmanız anlamına gelir.</p></li></ul><hr /><h4><b>Bütüncül Tedavi Yaklaşımı ve Umut Mesajı</b></h4><p>Sevgili okur, panik bozukluğun tedavisi, bu bahsedilen tüm mekanizmaları hedef alan bütüncül bir yaklaşım gerektirir. Bazen terapi tek başına yeterli olurken, bazen de ilaç tedavisi bu yolculukta hayati bir destek sağlar.</p><p><b>Kanıta Dayalı Farmakolojik Tedaviler:</b></p><ul><li><p><b>SSRI&#8217;lar (Seçici Serotonin Geri Alım İnhibitörleri):</b> Escitalopram, Sertralin gibi ilaçlar, tedavinin ilk basamağıdır. Beynin sakinleştirici nörotransmitteri olan <b>serotonin</b> miktarını artırarak amigdalanın hassasiyetini düşürür ve kaygı eşiğini yükseltirler.</p></li><li><p><b>Benzodiazepinler:</b> Alprazolam gibi ilaçlar, çok hızlı etki eden ve anında rahatlama sağlayan &#8220;acil durum&#8221; ilaçlarıdır. Ancak bağımlılık riski nedeniyle asla uzun vadeli bir çözüm olarak görülmemeli, sadece hekim kontrolünde çok kısa süreli kullanılmalıdırlar.</p></li></ul><p>Bu bütüncül yaklaşım (BDT ve/veya ilaç tedavisi), <b>Dünya Sağlık Örgütü (WHO)</b> ve <b>Amerikan Psikiyatri Birliği (APA)</b> gibi dünyanın önde gelen sağlık otoritelerinin tedavi kılavuzlarında altın standart olarak kabul edilmektedir.</p><p>Panik atak tedavisinde Bursa&#8217;da 30 yıllık deneyimim ile yanınızdayım.  Yıllar içinde edindiğim bu deneyimim bana şunu net bir şekilde öğretti: Panik bozukluk, sizin kimliğiniz değildir. O, beyninizin öğrenilmiş, yanlış bir alarmıdır. Ve öğrenilen her şey, yeniden programlanabilir.</p><p>Bu yolculukta yalnız yürümek zorunda değilsiniz. Profesyonel destek almak, hayatınızın kontrolünü yeniden elinize almak için atacağınız en cesur ve en güçlü adımdır. Bilim ve terapi, size bu alarmı nasıl susturacağınızı, fırtınayı nasıl dindireceğinizi ve hayatınızı nasıl geri kazanacağınızı öğretmek için Bursa&#8217;daki psikiyatri kliniğimde panik atak tedavisinde yanınızdayım.</p><p><b>Psikiyatrsit ve Psikoterapist Dr. Yusuf Kala</b></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div><p>The post <a href="https://bursapsikiyatrist.com/panik-atak-tedavisi-bursa/">Panik Atak Tedavisi:Panik Ataktan Kurtulmak.</a> first appeared on <a href="https://bursapsikiyatrist.com">Bursa Psikiyatrist</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bursapsikiyatrist.com/panik-atak-tedavisi-bursa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAYATIN GÜZ MEVSİMİ : YAŞLILIK</title>
		<link>https://bursapsikiyatrist.com/hayatin-guz-mevsimi-yaslilik/</link>
					<comments>https://bursapsikiyatrist.com/hayatin-guz-mevsimi-yaslilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psikiyatrist Dr.Yusuf Kala]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 May 2021 20:11:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Panik Atak Tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bursapsikiyatrist.com/?p=1219</guid>

					<description><![CDATA[<p>HAYATIN GÜZ MEVSİMİ : YAŞLILIK Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye yaşlı nüfusu en fazla artan ülkeler arasında ilk üç sırada yer alıyor. Dünya genelinde 1950-2000 yılları arasında ortalama hayat süresi 20 yıl kadar artarak 66 yıla ulaşırken, gelecekteki 50 yılda ortalama yaşam süresinin 10 yıl daha artacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle toplumlardaki sağlık konuları [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bursapsikiyatrist.com/hayatin-guz-mevsimi-yaslilik/">HAYATIN GÜZ MEVSİMİ : YAŞLILIK</a> first appeared on <a href="https://bursapsikiyatrist.com">Bursa Psikiyatrist</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="1219" class="elementor elementor-1219">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-26d6257 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="26d6257" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-db70144" data-id="db70144" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-62550d3 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="62550d3" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-1223 size-full" src="https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2021/05/yaslilik-psikolojisi.jpg" alt="" width="869" height="459" srcset="https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2021/05/yaslilik-psikolojisi.jpg 869w, https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2021/05/yaslilik-psikolojisi-300x158.jpg 300w, https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2021/05/yaslilik-psikolojisi-768x406.jpg 768w" sizes="(max-width: 869px) 100vw, 869px" />HAYATIN GÜZ MEVSİMİ : YAŞLILIK</strong></p><p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye yaşlı nüfusu en fazla artan ülkeler arasında ilk üç sırada yer alıyor. Dünya genelinde 1950-2000 yılları arasında ortalama hayat süresi 20 yıl kadar artarak 66 yıla ulaşırken, gelecekteki 50 yılda ortalama yaşam süresinin 10 yıl daha artacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle toplumlardaki sağlık konuları bulaşıcı hastalıklar, çocuk ve kadın sağlığı konularından yetişkin ve yaşlı sağlığı konuları yönünde değişim gösteriyor. Ve yaşlılık bütün dünyada giderek çok önemli bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor.</p><p>Doğumdan itibaren geçen gün sayısı esas alındığında yaşlanma 65 yaş üstü olarak kabul edilmiştir. Yaşlılık bilimiyle uğraşanlar 65-74 yaş arasını genç yaşlılık, 75-84 arasını orta yaşlılık, 85 yaş üzerini de ileri yaşlılık(ihtiyarlık) olarak sınıflamışlardır.</p><p>Yaşlanma ile birlikte zihinsel ve fiziksel kapasitede azalma, hareket yeteneğinde yavaşlama görülse de birey kendini yaşlı hissetmeyebilir.</p><p><strong>Yaşlılık dönemiyle ilgili önyargılar:</strong></p><p>Geleneksel toplumlarda yaşlılar, ikinci kuşağın yetiştirilmesinde ve kültürün korunmasında ciddi toplumsal roller üstlenen görmüş geçirmiş, birikmiş deneyimlere sahip “kültür bekçileri” bireyler olarak görülürken, modern toplumlarda üretkenliği bitmiş, aileye yük olan, bir an önce ölmesi beklenen bireyler olarak görülebilmektedir. Bunun da temel nedeni, yaşlanmayı her yönüyle olumsuz bir süreç olarak yorumlayan toplumlardaki yerleşik olumsuz önyargılardır. Bunların başlıcaları :</p><p><em>&#8211; Yaşlının üretken değil tüketici olduğunun düşünülmesi</em>: Halbuki yaşlıların üretkenliği azalsa da yaşlı bireyler üretime katılma istek ve eğilimindedirler. Yaşlıların kazanımları, gençlere aktaracak tecrübeleri hiçbir bilgiye ulaşma yöntemiyle öğrenilemez. Gencin dinamizmiyle yaşlının bilgeliğinin bütünleşmesiyle daha üretken ve yaratıcı toplum oluşturulabilir.</p><p>&#8211; <em>Yaşlanmanın önlenemeyeceği düşüncesi ve şifası olmayan bir hastalık olarak görülmesi</em> : Yaş sağlıklı olmak için  engel değildir. Düzenli yapılan aktivitelerle 80-90 yaşında bile zinde ve dinç olunabilir.</p><p><em>&#8211; Hafızada zayıflama, düşünme ve problem çözme gibi zihinsel yetilerde azalma ile giden bunama yaşlılarda kaçınılmazdır</em>: Oysa yaşlıların hepsi bunamayı yaşamaz. Yaşam kalitesi yüksek ve üretkenliğini sürdüren yaşlılarda bunama sıklığı düşüktür (65 yaş üzeri nüfusun yaklaşık %5’i). Ayrıca unutkanlık yaşlılara özgü değildir. İnsanlar daha önceki gelişim dönemlerinde de unutkanlık yaşayabilir.</p><p><em>&#8211; Yaşlılıkta hoşgörü ve esneklik kaybının olduğu inancı</em> : Tersine yaşam tecrübeleri yaşlıyı daha esnek ve hoşgörülü yapar. Hoşgörüsüz ve katı olmak yaşlılığa özgü değildir ve bir kişilik özelliğidir. Gençlik döneminde sinirli olan kişinin yaşlılığı da benzer olur.</p><p>&#8211; <em>Yaşlılıkta yaşama sevincinin yaşlılık döneminde kaybolacağı düşüncesi </em>: Yaşlılık kendine özel sorunların olduğu bir dönemdir ama yaşama sevinci kaybolmaz. Benlik bütünlüğünün sağlanmış olması bu dönemi daha olumlu yapar.</p><p><em>&#8211; Emekliliğin kötü bir şey olduğu düşüncesi</em> : Emeklilik sonrası üretken olmayı beceren insanların daha geç yaşlandıkları net olarak gösterilmiştir.</p><p>Ayrıca bu önyargılar bazı hastalıkları yaşlılığa bağlayarak normal kabul etmeleri sonucu insanların tedavisiz kalmalarına yol açarak bireyin yaşam kalitesini etkilemektedir.</p><p><strong>Yaşlılığın psikolojisi</strong></p><p>Yaşlılık bütünüyle bir gerileme dönemi olarak düşünülmemelidir. Gençlerdeki parlak zekaya karşın yaşlılarda da kuvvetli bir muhakeme gücü vardır. Ve bu ancak deneyimle, öğrenmeyle kazanılabilir.</p><p>Yaş ilerledikçe kişide ruhsal açıdan bazı değişiklikler meydana gelir. Eskiye bağlılık, yeni durumlara uyum sağlayamama, yeniliklerden korkma gibi bir takım psikolojik değişiklikler yaşanır. Yaşlı birey ailesi ve çevresindeki diğer insanlarla olan ilişkilerini, içinde yaşadığı hayatı, genç kuşakları ve geride bıraktığı yaşantıyı anlamlandırdığı oranda ruhsal dengesini koruyabilir. Yaşlı bireylerin yakın çevresi ve toplum tarafından ilgi, sevgi ve saygı görmemesi, “artık işe yaramaz” diyerek değer verilmemesi, bir köşeye itilmesi bu insanların kendilerine olan özgüvenlerini yitirmesine neden olur. Kayıplar, yas tutma ve yalnızlık bu insanların göğüslemek zorunda kaldıkları en çetin üç duygusal sorundur. Eşlerin, yakın dostların ölümü, çocukların evden ayrılması, beklenmeyen sağlık sorunları, maddi kısıtlılıklar yaşlı insanların yalnızlık ve yabancılaşma duygularını arttırır. Ölüm, yalnızlık, bakıma muhtaç olacağı bir hastalığa tutulma korkuları bu dönemde yaşlının temel sıkıntılarıdır. Yaşadığı hayatı sorgulama, anlamlandırma ölüm ve sonrası için kendi değerler sistemi içinde bulduğu cevapların tatminkarlığı bu sıkıntıları aşmada önemli bir faktördür. Ancak çocukluğunda yaşlıya saygı gösterilen bir kültürde “elleri öpülesi büyükler” “ak sakallılar” kavramlarıyla büyüyen insanlarda yaşlılık daima olumlu algılanır. İleri yaş dönemlerini yeni nesillere tecrübe aktarımıyla geçiren insanlar üretken ve huzurlu yaşarlar.</p><p><strong>Yaşlıya toplumsal destek</strong></p><p>Huzurlu, başarılı bir yaşlılık dönemi geçirilmesi için yaşlı bireylerin aile ve yakın çevresiyle olan ilişkilerinin ve dostluklarının canlı tutulması gerekir. Bu süreçte birikimleri, dostlukları ve yakın çevresi en büyük destekçisidir. Bir yaşlının yalnız yaşamaktansa iş, güç, okul gibi hayatın tatlı telaşlarının yaşandığı bir aile ortamında bulunması ona canlılık ve huzur verir. Aile ortamının sağladığı kaynaşma, canlılık ve her türlü destek sayesinde yaşlı insan, deneyimlerini gençlere aktarabildiği saygı gördüğü bir konuma sahip olur. Mümkünse arkadaş ortamları oluşturulur ve çevreyle bağlantısı devam ettirilir.</p><p>Günümüzde yeni çalışma düzeninin ve modern kent yaşantısının getirdiği çekirdek aile kavramı, aile büyüklerinin yeni kuşaklarla bağlantısını kopardığı gibi kültürel sürekliliğin sağlanmasını da engellemektedir. İleri yaş bakımının aile dışı kurumlarda verilmiş olmaya başlanması, modern hayatın dayattığı bir zorunluluk olarak görünmektedir. Ancak görece daha konforlu görünen bu durum, sevdiklerinden uzaklaşan yaşlılarımıza daha fazla yalnızlık duygusu, daha fazla depresyon ve daha ağır bunama tablolarına yol açmaktadır.</p><p><strong>“Sağlıklı Yaşlanma” Kavramı</strong></p><p>Tıbbın gelişmesiyle Hipertansiyon, Diabet, Kanser gibi hastalıkların daha iyi tedavi edilebilmesi sonrasında uzun süre yaşama beklentisi artmıştır. Bu durum yaşanan sağlıklı yılların süresini ve kalitesini arttırmaya yönelik çalışmaları hızlandırmış ve bunun sonucunda “<em>sağlıklı yaşlanma</em>” kavramı ortaya çıkmıştır. Bu kavram “sağlığın, bağımsız yaşama yetisinin, yaşam kalitesinin korunması ve daha iyi hale getirilmesi” olarak tanımlanır. Bu kavramın temel stratejileri; fiziksel ve zihinsel faaliyetleri sürdürme-güçlendirme, aktif ve üretici olma, toplumun içinde olmayı sağlama, anlamlı kişiler arası ilişkiler sürdürmedir.</p><p>Sağlıklı yaşlanma ilkeleri olarak da adlandırılan “sağlıklı beslenme, sigara içmeme, düzenli egzersiz yapma” şeklindeki uygulamalara erken yaşlarda başlamak önemlidir. Unutkanlığa ve bunamaya zihnin daha fazla çalışmasını sağlamaya yönelik etkinlikler (yeni bilgiler öğrenme, sudoku, bulmaca çözme, yeni dil öğrenme vb.) özellikle arttırılmalıdır.</p><p><strong><em> Sağlıklı yaşlanmada şehir yaşantısı</em></strong> :</p><p>Yaşlı nüfusun giderek artacak olması gerçeği şehir planlaması içerisinde bazı durumların onlara göre düzenlenmesi gerektiğini gösteriyor. Bunların başında yaşlıların sağlık, ulaşım, barınma gibi fiziksel ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde iyi tasarlanmış mekanların oluşturulması yer alır. Şehir yaşantısı içerisinde bağımsız olarak yaşayabilecekleri park, yürüyüş parkuru vb. alanların yapılması çok önemlidir. Ayrıca zihinsel ve fiziksel kapasitelerini arttırmaya yönelik spor, eğitim ve kültürel aktiviteler için ortamların hazırlanması ve buralara güvenli ulaşımı sağlayacak alt yapının oluşturulması çağdaş şehir planlamalarında yeni ve gerekli uygulamalardır.</p><p>Onlar, bizim gelecek halimiz. Onlar nesiller arası kültür aktarımını, bağlantıyı sağlayan elçiler. Onlar hayatın zorluklarını güzelliklerini yaşayarak yorulan bahtiyar insanlar. Babamız, dedemiz, annemiz, ninemiz… ihtiyarlarımız.. hayat treninin ikindi yolcuları.. ilgilenilmeyi, sevilmeyi, saygıyı hak ediyorlar…</p><p> </p><p> </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div><p>The post <a href="https://bursapsikiyatrist.com/hayatin-guz-mevsimi-yaslilik/">HAYATIN GÜZ MEVSİMİ : YAŞLILIK</a> first appeared on <a href="https://bursapsikiyatrist.com">Bursa Psikiyatrist</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bursapsikiyatrist.com/hayatin-guz-mevsimi-yaslilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatride Tedavi</title>
		<link>https://bursapsikiyatrist.com/psikiyatride-tedavi/</link>
					<comments>https://bursapsikiyatrist.com/psikiyatride-tedavi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psikiyatrist Dr.Yusuf Kala]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2021 19:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Panik Atak Tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bursapsikiyatrist.com/?p=1204</guid>

					<description><![CDATA[<p>PSİKİYATRİDE TEDAVİ Ruhsal Bozuklukların düzeltilmesi için çeşitli maddeler ve dua, muska, su sesi, müzik, bazı törensel aktiviteler gibi uygulamalar insanın varoluşuyla birlikte hep kullanılagelmiştir. Ağır taşkınlık belirtileri gösteren hastalar için uzun süreli hastane yatışları yapılmış, bazı kültürlerde hastalara çok kötü davranılırken, bazı toplumlarda çok insancıl sosyal destek uygulamalarının uygulandığı görülmüştür.&#160; Günümüzde ise gelişen teknoloji sayesinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bursapsikiyatrist.com/psikiyatride-tedavi/">Psikiyatride Tedavi</a> first appeared on <a href="https://bursapsikiyatrist.com">Bursa Psikiyatrist</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="1204" class="elementor elementor-1204">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-507c7cf elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="507c7cf" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-515484d" data-id="515484d" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-a714434 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="a714434" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>PSİKİYATRİDE TEDAVİ</strong></p><p>Ruhsal Bozuklukların düzeltilmesi için çeşitli maddeler ve dua, muska, su sesi, müzik, bazı törensel aktiviteler gibi uygulamalar insanın varoluşuyla birlikte hep kullanılagelmiştir. Ağır taşkınlık belirtileri gösteren hastalar için uzun süreli hastane yatışları yapılmış, bazı kültürlerde hastalara çok kötü davranılırken, bazı toplumlarda çok insancıl sosyal destek uygulamalarının uygulandığı görülmüştür.  Günümüzde ise gelişen teknoloji sayesinde hem ruhsal rahatsızlıkların doğasının anlaşılmasında hem de sağaltım uygulamalarında çok gelişmeler kaydedilmiş ve etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış terapi yöntemleri çok fazla çeşitlenmiştir. Bu gelişmelerin sonucunda hastanelere bağımlılık azalırken ayaktan, yaşanılan ortamda tedavi ön plana çıkmıştır.</p><p>Günümüzde psikiyatri pratiğinde kullanılan tedavi yöntemlerini biyolojik, psikolojik ve psikososyal olmak üzere 3 başlık altında toplamak mümkündür.</p><p><strong>I-BİYOLOJİK TEDAVİLER</strong></p><p><strong> 1-</strong><strong>İlaç Tedavileri(<em>=psikofarmakoloji</em>):</strong></p><p><strong> </strong>İlk kullanılmaya başladığı 1950 li yıllardan bu yana tedavide bir çığır açmış ve hastanelerde yatarak tedavi oranını çok düşürmüş, mevcut hastalığı direkt etkisinin yanında hastaların psikososyal yaklaşımlar ve psikoterapi uygulamaları için daha uygun hale gelmesine katkı sağlamıştır. Günümüzde ilaçlar çoğunlukla psikoterapilerle birlikte kullanılır. Bunun sonucunda ilaç, sosyal yaklaşımlar ve psikoterapileri birlikte uygulayan ayaktan tedavi birimi Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri(TRSM) giderek daha işlevsel hale gelmeye başlamıştır. İlaç etkileri, yan etkileri konusunda bireylerin ve ailelerin yeterli bilgilendirilmemesi, bazı ilaçların kötüye kullanılması gibi nedenlerle “psikiyatrik ilaçlara karşı olma” gibi bir eğilim oluşmuştur (bu durum genelde bütün dünyada mevcuttur). Böylece bilimsel olmayan geleneksel tıp dışı uygulamalara yönelme, ilaç yan etkileri konusunda aşırı olumsuz sosyal medya etkileri gibi nedenlerle insanlar hak ettikleri tedavileri alamamaktadır. Bunun sonucunda rahatsızlıkların kronikleşmesi, bireylerin yaşam kalitesinin düşmesi, hatta tedavi olmamış depresyonlar nedeniyle intiharların artması gibi bedeli çok ağır sonuçlar doğmaktadır.</p><p>Psikiyatrik tedavide kullanılan ilaçlar:</p><p><strong>&#8211; <em>Antidepresanlar</em>:</strong>  Depresyon, kaygı bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, uyku bozuklukları gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılmaktadır. Farklı biyolojik sistemler üzerinden etki eden çeşitli antidepresanlar arasında seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI&#8217;lar: fluoksetin, paroksetin, sertralin, fluvoksamin, sitalopram ve essitalopram) ile serotonin ve noradrenalinin geri alımını birlikte engelleyen (SNRI&#8217;lar: venlafaksin, duloksetin) en yaygın olarak kullanılan gruplardır.</p><p><strong>&#8211; <em>Anksiyolitik (kaygı giderici) ilaçlar</em>:</strong> Bu ilaçlar; yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, özgül fobi, sınav kaygısı ve panik bozukluk gibi kaygının kontrol edilemediği rahatsızlıklarda kısa süreli olarak kullanılmaktadır. Benzodiazepinler (diazepam(=nervium, diazem) alprazolam(=Xanax) en sık reçete edilen kaygı giderici ilaçlardır. Bununla birlikte, bu ilaçların sadece kısa vadede kullanılması amaçlanmıştır ve uzun süreli kullanımlarının bağımlılığa yol açması nedeniyle yeşil reçeteye tabi olarak satılmaktadırlar. Benzodiazepinlerin haricinde, bağımlılık riski taşımayan başka hidroxizin, buspiron gibi kaygı giderici ilaçlar da bulunmaktadır.</p><p><strong><em>&#8211; Duygudurum düzenleyicileri</em></strong><strong>:</strong>  Duygudurum dalgalanması yaşayan bireylerde ruh halini dengelemek ve önemli ruh hali değişimlerini (mani ve depresyon) önlemek amacıyla kullanılırlar. Bunların başında da Valproik Asit(=Depakin, Convulex), Karbamazepin(=Tegretol), Lamotrigine(=lamictal) ve Lityum tuzu yer alır.</p><p><strong><em>&#8211; Antipsikotikler</em></strong><strong>: </strong>Bu grup ilaçlar genelde gerçeği değerlendirme yetisi bozulan hastalarda kullanılır.  Klasik olarak şizofreni ve diğer psikotik bozuklukları tedavisinde kullanılırken, modern psikiyatride bipolar bozukluk, depresyon, kaygı bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, madde kullanım bozukluğu ve yeme bozuklukları gibi birçok ruhsal hastalıkta da mevcut tedaviyi destekleyici olarak kullanılmaktadır. Yani size antipsikotik ilaç reçete edilmiş olması, şizofreni benzeri bir hastalığınız olduğu anlamına gelmez. Çoğu ruhsal bozukluklarda artık antipsikotik ilaçlar reçete edilebilmektedir.</p><p><strong>2- Elektrokonvulsif Terapi (EKT)</strong></p><p>Güvenli ve etkili bir tıbbi tedavidir. EKT tedavisine “elektroşok tedavisi” veya “şok tedavisi” de denilir. Yeni ilaçların kullanılır hale gelmesi ile EKT’ye ihtiyaç azalmıştır ancak İlaçların etkisiz kaldığı tedaviye dirençli depresyon, duygudurum bozuklukları, şizofreni hastalarında ve yoğun intihar düşünceleri olan durumlarda hala en etkin tedavidir<strong>. </strong>Hastane ortamında, anestezi altında ortalama 6-12 seans olarak yapılır. Geçici olarak kısa süreli hafıza kaybı yapar. Ancak beyin hasarı oluşturmaz.</p><p><strong>3-</strong> <strong>Transkraniyal manyetik stimülasyon (TMS)</strong></p><p> Beyindeki sinir hücrelerini dışarıdan manyetik stimulasyon cihazı ile uyarmaya dayanan oldukça yeni bir tedavi yöntemidir. EKT’ ye   alternatif olarak düşünülür. Diğer tedavilere cevap vermeyene dirençli depresyon olgularında kullanılır.</p><p><strong>4- Nörobiyofeedback (Nöroterapi)</strong></p><p> Bilgisayar ortamında beyin dalgalarının gözlenmesi ve kişinin bunları geribildirim aracı olarak kullanması sağlanır. Stres yönetimi ve dikkat kontrolü için kullanılır.</p><p><strong>5- Parlak Işık Tedavisi(Fototerapi)</strong></p><p>Psikiyatride en fazla mevsimsel duygudurum bozukluklarında kullanılır. Parlak ışık antidepresan ilaçların etkilerini artırır ve uyku kalitesinde düzelmeye yol açar.</p><p> </p><p><strong>II-PSİKOLOJİK TEDAVİLER (Psikoterapiler)</strong></p><p>Kişinin biyopsikososyal sorunlarını ilişki ve iletişim ile düzeltmeye çalışan yöntemlerdir. Hem yatan hastalarda, hem de ayaktan tedavi koşullarında uygulanabilirler. Dört yüzden fazla çok farklı psikoterapi türü ve psikoterapi yaklaşımı olduğu kabul edilir. Bunlardan günlük klinik pratikte en yaygın kullanılanlar şunlardır:</p><p><strong>&#8211; Bilişsel davranışçı terapi (BDT):</strong> Günümüzde halen kullanılan en yaygın psikoterapi yaklaşımlarından biridir. Birey, grup veya aile düzeyinde kullanılabilir. Temel olarak bireylerin sağlıksız, işlevsiz düşünce ve davranışlarını fark etmelerini ve bunların yerine daha yapıcı, uyum sağlayıcı düşünce ve davranışlar edinmelerini sağlamayı amaçlar.</p><p><strong>&#8211; Göz hareketleri ile duyarsızlaştırma ve yeniden işleme tedavisi (EMDR):</strong> Beyin, travmatik anıların çözülebilmesi için sağa-sola göz hareketleriyle uyarılır ve bellekteki anının yeniden işlenerek etkisinin azaltılması hedeflenir. EMDR tedavisi günümüzde travma sonrası stres bozukluğunun yanı sıra kaygı bozukluğu, depresyon gibi rahatsızlıklarda da kullanılmaktadır.<strong>       &#8211; Analitik yönelimli psikoterapi (=psikanaliz): </strong>Psikanalitik psikoterapide amaç, danışanın kişiliğindeki bilinçdışı özelliklerin farkına varmasını sağlayarak çatışmalarını çözmek, bu sayede kendini geliştirebilmesinin önünü açmaktır.</p><p><strong>&#8211;  Aile ve çift terapisi:</strong> Aile üyelerinin ve birlikte yaşayan çiftlerin sorunları çözmek için bir terapistle buluştuğu bir psikoterapi türüdür.</p><p><strong>&#8211; Kişilerarası terapi:</strong> Kişilerarası terapi, insanların ilişkilerdeki sorunlarına eğilmelerine yardımcı olur ve ilişkilerin kalitesini artırmak için yeni kişilerarası iletişim becerilerini öğretir.</p><p><strong>&#8211; Kabul ve Kararlılık Terapisi(=ACT): </strong>Terapi sürecinde altı aşama ile psikolojik esneklik oluşturulmaya ya da var olan sınırlı esneklik düzeyi daha da genişletilmeye çalışılır. Temel amaç; belirtilere yol açtığı düşünülen düşünce veya duygulardan uzaklaşmak yerine, düşünce ve duygulara daha da yakından bakarak belirtiler ile zorlayıcı düşünceler–duygular arasındaki ilişkinin dönüştürülmesidir.</p><p><strong>&#8211; Grup terapileri: </strong></p><p>Genellikle öfke yönetimi, ergenlik, sosyal kaçınma, bağımlılık, belirgin bir hastalıkla baş etme vb. belirli konulara odaklanarak bir terapist öncülüğünde yapılan terapilerdir. Çok kalabalık olmayan kişi ile (ortalama6-8) yüz yüze etkileşim, şimdi ve burada ilkesi temelinde dürüstlüğü, duygusal ifadeyi ve üyeler hakkındaki duyguların açıkça ifadesini teşvik ederek yapılır. Yalnız değilim duygusunu yaşama, başkalarını düşünme, sosyalleşme becerilerinin gelişmesi, ilişkisel öğrenmeler gibi gruba özgü tedavi edici etkilerle işlev görür.</p><p>&#8211; <strong>Online terapiler</strong> : İnternet tabanlı uzaktan psikolojik yardım uygulamaları çok yenidir. Henüz uygulama standartları ve etik kuralları belirlenmemiştir. Ulaşım kolaylığı en önemli avantajıdır.</p><p><strong>&#8211; Varoluşçu psikoterapi</strong> : Varoluşçu felsefenin temellendirdiği ve ilişki üzerinden yürüyen bir terapidir. Bireyin yaşamda var olmasından kaynaklanan endişelere odaklanan dinamik bir terapi yaklaşımıdır. Temel amacı bireyin eyleme geçme özgürlüğü ve sorumluluğunun risklerini kabul etmelerini sağlamak, yaptıklarının farkındalığını kazandırmaktır.</p><p><strong>&#8211; Davranışçı terapi: </strong>Klasik koşullanma ve edimsel koşullanma davranışçı terapinin ana kavramlarıdır. İnsan davranışlarının duygusal yönü ve iç görüye hiç girmeden, uyumlu ya da uyumsuz tüm davranışların öğrenildiği varsayılır. Uygun öğrenme durumları sağlanıp, egzersiz yaptırılarak uygunsuz davranışların değiştirilmesi amaçlanır.</p><p><strong>&#8211; Birey odaklı terapi: </strong>Her insanın biricik ve özünde iyi olduğunu temel kabul ederek insanın olduğu gibi kabul edildiği ve yargılanmadığı bir ortamda bireyin kendi gerçek kavramı ile algıladığı kendilik kavramı arasındaki uyumu sağlaması amaçlanır.</p><p><strong>&#8211; Duygu odaklı terapi:</strong> Duyguların davranışlarımızı yönlendiren birinci etken olduğundan hareketle bireyin duygularını daha iyi tanıması, kabullenmesi, anlamlandırması ve duygularını yönetmeyi başarmasıyla ruhsal sağlığın düzeltilmesini hedefler.</p><p><strong>&#8211; Pozitif psikoterapi (PPT): </strong>İçinde diğer terapi kuramlarını barındırmakla birlikte aynı zamanda kendine özgü prensip ve müdahale yöntemleri olan kaynak-yönelimli ve çatışma-çözüm temelli bir terapi yaklaşımdır. Temel odak noktası olumlu olanı bulmak ve rahatsızlıkları pozitif olarak yeniden yorumlamak ve en nihayetinde danışanın yaşamında dengeye ulaşmasına yardım etmektir.</p><p><strong>&#8211; Kriz Müdahale Psikoterapisi : </strong>Kriz “bir olay ya da duruma bağlı olarak ortaya çıkan, bireyin başa çıkma becerilerini geçici olarak yetersiz kılan, yoğun bir belirsizliğin yaşandığı karmaşık bir dönem” olarak tanımlanır. Ve etkilenen bireylerin ruhsal yönden çözümlenmesi, kriz öncesi fonksiyonlarına geri getirilmesi için acil müdahale gerekir. Kişi hasta olarak değil, sorunları olan yardım ve yol göstericilik ihtiyacında birisi olarak ele alınır.</p><p><strong>III-PSİKOSOSYAL TEDAVİLER </strong></p><p><strong> &#8211; Psiko-eğitim(=Ruhsal Eğitim) : </strong>Hasta ve yakınlarının rahatsızlık hakkındaki yetersiz ya da yanlış bilgilenmelerini gidermenin en etkili yolu psiko-eğitim vermektir. Ruhsal eğitim hasta ve yakınlarına hastalık hakkında güncel bilgi ve deneyimlerin aktarılmasıdır. Amacı hastalığın daha iyi anlaşılması, tedavinin bilinçli bir şekilde sürdürülerek aile ve çevre desteğiyle düzelmenin  sağlanması, gereksiz paniklerin, tekrar hastalanmanın önüne geçilmesidir.</p><p><strong>&#8211; Sosyal destek grupları : </strong>İlaç tedavilerine ve psikoterapilere ek olarak bazı destek grupları ve 12 adımlı programlar hem iyileşme hem de iyilik halinin devamını sağlamakta çok işe yararlar. Grup ortamının sağlayacağı kaynaşma, ait olma duygusu, karşılıklı öğrenme ve yardımlaşma, ortak paylaşımın sürekliliği gibi süreçlerin tekrarlamaları önleme ve yaşam kalitelerini arttırma üzerine çok olumlu etkileri olmaktadır. Özellikle alkol-madde kullanım bozuklukları, kumar, internet bağımlılığı gibi davranışsal bağımlılıklarda yaygın olarak kullanılır. Adsız Alkolikler (AA), Adsız Narkotikler (AN) grupları 12 aşama üzerine inşa edilmiş standart yapılarıyla ve yaygın organizasyon ağıyla en popüler olanlarıdır.</p><p><strong>&#8211; Psikososyal Beceri Eğitimi : </strong>Toplumsal ve mesleki işlevsellikleri fazlaca bozulmuş ve yeti yitimi olan mental gerilik, şizofreni vb. hastalıklarda uygulanan bağımsız yaşama becerilerini arttırmaya yönelik olarak geliştirilmiş bireysel eğitim uygulamalarıdır. Karmaşık ilişki becerilerini küçük parçalara bölerek, basitten karmaşığa doğru aşama aşama beceri kazandırmayı amaçlar. Ruhsal ve toplumsal becerilerin kazanılması bazı bireyler için hastalık sürecinde kaybedilmiş olanların yerine konması şeklinde olabilirken bazıları için de zaten gelişmemiş olan becerilerin kazanılması şeklinde olacaktır.</p><p> </p><p><strong>IV-GELENEKSEL, TAMAMLAYICI ve ALTERNATİF TEDAVİLER</strong></p><p>Tamamlayıcı tedavi, tedaviyi yürüten hekimin önerisiyle mevcut kanıta dayalı tıbbi tedavinin yanında kullanılabilecek yöntemler anlamına gelir. Vitamin destek tedavileri, düzenli egzersiz yapma(her gün 30-45 dakika tempolu yürüyüş), hipnoz, nefes ve gevşeme egzersizleri, yoga, meditasyon, dua, masaj, dışa vurumcu yöntemler (su, müzik, sanat terapileri) bunların başlıcalarıdır. Özellikle düzenli egzersiz yapmanın depresyon ve kaygı bozukluklarında etkinliği konusunda kanıta dayalı olarak çok fazla bilgi vardır.</p><p>Psikiyatrist önerisi olmadan bireylerin bilgi ve kültürüne bağlı olarak yaygın kullanılan pek çok yöntem vardır. Alternatif tedaviler diye adlandırılan bu uygulamalar öncelikle insanların ruh sağlığı alanındaki eksik, yanlış bilgilenmesinden kaynaklanır. Ayrıca yeterli ve kaliteli ruh sağlığı hizmetinin verilememesi (sağlık çalışanlarının hastalarına yeterli süre ayıramaması, yetersiz yatak kapasitesi vb.), çarpıtılmış sosyal medya yönlendirmeleri, kullanılan ilaçların yan etkilerinin aşırı abartılması gibi nedenlerden dolayı, hastaların geleneksel ve alternatif yöntemlere olan ilgisi artmıştır. Bunların başlıcaları; muska, kurşun dökme, türbede yatırma, fitoterapi (=bitkisel terapiler: sarı kantaron, ginka biloba, melisa, papatya, adaçayı, karabaş otu, safran, zerdeçal vb.), aroma terapi, akupunktur, ozon terapi..  </p><p>Bütün bu uygulamaların kişilerin maddi-manevi istismara uğramalarının dışında tıbbi açıdan  en önemli zararı, tanı konmasının gecikmesi sonucu oluşacak kronikleşme, kişinin kendine ve çevrsine zarar vermesi, intihar olgularının artmasıdır. </p><p> </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div><p>The post <a href="https://bursapsikiyatrist.com/psikiyatride-tedavi/">Psikiyatride Tedavi</a> first appeared on <a href="https://bursapsikiyatrist.com">Bursa Psikiyatrist</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bursapsikiyatrist.com/psikiyatride-tedavi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HİPERAKTİF ÇOCUK BÜYÜDÜĞÜNDE… NELER OLUR ?</title>
		<link>https://bursapsikiyatrist.com/hiperaktif-cocuk-buyudugunde-neler-olur/</link>
					<comments>https://bursapsikiyatrist.com/hiperaktif-cocuk-buyudugunde-neler-olur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psikiyatrist Dr.Yusuf Kala]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2021 19:37:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Panik Atak Tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bursapsikiyatrist.com/?p=1199</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) 20.yüzyılın başlarından itibaren tanınmaya başlayan ve giderek daha çok gündeme gelen önemli bir sağlık sorunudur. Başlangıçta “organik zeminde gelişen ahlaki kurallara uymada güçlük”, yüzyılın ortalarında ise “minimal beyin hasarı” olarak adlandırılmış ve çocukluk çağında görülen bir rahatsızlık olarak kabul edilmiştir. Zamanla belirtilerin ergenlik özellikleri de eklenerek gençlik çağlarında da devam [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bursapsikiyatrist.com/hiperaktif-cocuk-buyudugunde-neler-olur/">HİPERAKTİF ÇOCUK BÜYÜDÜĞÜNDE… NELER OLUR ?</a> first appeared on <a href="https://bursapsikiyatrist.com">Bursa Psikiyatrist</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="1199" class="elementor elementor-1199">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-a09213a elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="a09213a" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-f64fdb1" data-id="f64fdb1" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-2b01b4f elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="2b01b4f" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-1213 size-full" src="https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2021/01/yetiskin-tipi-hiperaktivite-tedavisi-bursa.jpg" alt="" width="652" height="370" srcset="https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2021/01/yetiskin-tipi-hiperaktivite-tedavisi-bursa.jpg 652w, https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2021/01/yetiskin-tipi-hiperaktivite-tedavisi-bursa-300x170.jpg 300w" sizes="(max-width: 652px) 100vw, 652px" />Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) 20.yüzyılın başlarından itibaren tanınmaya başlayan ve giderek daha çok gündeme gelen önemli bir sağlık sorunudur. Başlangıçta “organik zeminde gelişen ahlaki kurallara uymada güçlük”, yüzyılın ortalarında ise “minimal beyin hasarı” olarak adlandırılmış ve çocukluk çağında görülen bir rahatsızlık olarak kabul edilmiştir. Zamanla belirtilerin ergenlik özellikleri de eklenerek gençlik çağlarında da devam ettiği gösterilmiş ancak erişkinlik dönemlerinde de devam ettiği ve önemli sorunlara yol açtığı oldukça geç anlaşılmıştır. Halen DEHB, çocukluk çağında başlayan, ergenlikte devam eden ve erişkin dönemde de etkinliğini sürdüren, insanın yaşamını çok olumsuz etkileyen, toplumun ve sağlık hizmetlerinin çok önemli sorunlarından biridir. Ve erişkin DEHB’si tanı konulmada çok ihmal edilen ancak depresyon, alkol-madde kullanım bozukluğu, kaygı bozukluğu, intihar girişimi, trafik kazası gibi beraberinde getirdiği sorunlarla karşılaşıldığında akla gelen bir klinik görünümdür.</p><p>Toplumda erişkin nüfusta yüzde 4.4 oranında (çocuklukta %8, ergenlikte %6) görülen bu rahatsızlığın belirtileri gelişimle ve yaş ilerledikçe değişir. Özellikle hiperaktivite ve dürtüsellik yaşla birlikte azalırken, dikkat eksikliği belirtileri devam eder. Gelişimsel bir sorun olan DEHB’nin erişkinlerde acelecilik, hareketlilik, enerjik olma gibi bazı belirtileri, olumlu kişilik özellikleri olarak kabul edilip ciddiye alınmayabilir. Bu nedenle çoğu hiperaktif erişkin doktora başvurmaz ve rahatsızlık gözden kaçar.</p><p><strong>OLUŞ NEDENLERİ</strong></p><p>Yaygın olarak kabul edilen görüşe göre DEHB genetik ve çevresel etmenlerle belirlenen, dolayısıyla biyolojik temele dayanan bir işlevsel bozukluktur.</p><p><strong><em>Genetik Etkenler</em></strong>: DEHB, klasik Mendelyen kalıtım kalıplarından farklı, birçok genin birbirleri ve çevreyle etkileşimi sonucu oluştuğu varsayılan karmaşık genetik bozukluktur. DEHB tanılı olguların yakın akrabalarında DEHB görülme riski % 10-35 arasında değişmektedir. Anne babasında DEHB olan çocuklarda ise bu risk % 57’lere çıkmaktadır.</p><p><strong><em>Yapısal, </em></strong><strong><em>sinirgelişimsel etkenler: </em></strong>DEHB’lu bireylerin beyinlerinin alın bölgesindeki hücrelerin şeker kullanımları düşüktür. Bu çocuklarda normal anatomik beyin asimetrisinin bulunmadığı gibi beynin çeşitli bölgelerinde de farklılıklar  bulunmuştur. Bu durum “bu insanların beyni anormal değil, biraz farklıdır” diye ifade edilir.</p><p><em>Gelişimsel gecikme hipotezi</em>: DEHB için en dikkat çekici unsur, yaşla beraber beyindeki dopamin konsantrasyonunun azalmasına bağlı olarak durdurucu, engelleyici etkinin değişmesidir. DEHB&#8217;si olan bireyler sosyal ve bilişsel gelişim açısından yaşıtlarından iki yıl geridirler.</p><p><em>&#8220;yürütücü işlevler&#8221; kavramı</em>: Bu kavram, başlama, devam ettirme, baskılama, öncelik belirleme, organize etme, odaklanma  ve bütünleştirme yeteneği gibi becerileri içerir ve beynin alın bölgesi(frontal lob) tarafından yönetilir. Yürütücü kontrolde yetersizlik gösteren bireylerde dürtüsellik ve dikkat dağınıklığı gözlenir.</p><p><strong><em>Psikososyal etkenler : </em></strong>DEHB’li olgularda parçalanmış aile yapısı, anne-baba arasında ciddi sorunlar, anne ve babada psikiyatrik bozukluk öyküsü ile bireyin ailenin tek ya da ilk çocuğu olması gibi psikososyal özelliklerin daha fazla görüldüğü bildirilmektedir. Yetiştirme yurtlarında kalan çocukların uzun süreli duygusal yoksunluk sonucu olarak dikkat sürelerinin kısa olduğu ve aşırı hareketli oldukları gözlenmiştir. Bu çocuklarda evlat edinilme sonucu belirtilerde iyileşmeler gözlenmiştir. Annenin gebelik öncesi ya da gebelik sırasında tıbbi ve duygusal sorunları bulunması, gebelikte sigara ve alkol kullanım öyküsü, doğum sırasında oluşan hasarlanma, düşük doğum ağırlığı öyküsü ve çocuğun anne sütü alma süresinin az olması DEHB gelişim riskini arttırmaktadır. Ülkemizde yapılan bir araştırma anne sütünün DEHB için koruyucu olabileceğini göstermiştir.</p><p><strong>BELİRTİLER </strong></p><p>Dikkatsizlik, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik olarak 3 temel belirti kümesi tanımlanmıştır.</p><ul><li><strong><em>Dikkat Eksikliği </em></strong></li></ul><p> Toplantılarda dikkatini toplamada güçlük, kaytarmaya eğilim, işyerinde yavaş verimsiz olma, kötü zaman yönetimi, organize olamama, yapılan işe sık sık ara verme, başlanan bir işi bitirememe, işe başlama güçlüğü, aynı anda pek çok iş yada proje yürütme,  sakarlık, aradığını sıklıkla bulamama, günlük işleri akılda tutamama, uzun süre bir kitap ya da metin okuyamama, yeterince başarılı olmadığını ve hedeflerine ulaşamadığını düşünme, çekingenlik, kapasitesinin altında okul başarısı, cevapları bildiği halde yanlış yapma, günlük aktivitelerde sık unutkanlık, dış uyaranlarla dikkati kolayca dağılma.</p><ul><li><strong><em>Aşırı hareketlilik(Hiperaktivite)</em></strong></li></ul><p>İşte verimsiz olma, toplantı boyunca oturamama, huzursuzluk hissi, gerginlik, kıpır kıpır olma, telefonla çok konuşma, sürekli yorgunluk hali, kendini yeterince dinlenememiş hissetme, sırada bekleyememek, hızlı araba kullanmak, aktif meslekleri seçmek, engellenmeye tahammülsüzlük, sıkılmaya tahammülsüzlük, yeni heyecanlar peşinde koşma, eşiyle ilgili sorunlar, sık sık parmak tımbırdatma ya da diz zıplatma, elde kalemle oynama, kendini meşgul edememe, uzun süre yerinde duramama (toplantı, düğün, lokanta vb. yerlerde sık bahanelerle kalkıp dolaşma).</p><ul><li><strong><em>Dürtüsellik </em></strong></li></ul><p> Sonunu düşünmeden hareket edip ani karar vermek, dinleyememek, başkasının sözünü kesmek, aklına ilk geleni söyleme eğilimi, yeni bir iş bulmadan aniden işini bırakmak, sık iş değiştirmek, ilişkilerini kolayca bitirmek, çocuklarına tahammülsüzlük, engellenme eşiğinde düşüklük, çok konuşma, sosyal ilişkilerin engellenmesi, , tehlikeli araba kullanmak, sık kaza yapmak, para hesabını bilmemek, çabuk sıkılmak, stres ile baş edememek, öfke atakları, okulu bırakmak, sigara-alkol-madde kullanmak.</p><p>Bu belirtilerin hepsinin bir kişide olması beklenmez. Belirtilerin kişilerde görülme yoğunluğuna göre,  DEHB&#8217;nun üç alt tipi vardır:</p><ol><li>Dikkat eksikliğinin ön planda olduğu tip ( %20-30)</li><li>Aşırı hareketlilik/dürtüselliğin ön planda olduğu tip ( %15 ve aşağı)</li><li>Birleşik tip ( %50-75)</li></ol><p>Kızlarda dikkat eksikliğinin ön planda olduğu tipin görülme ihtimali daha fazladır.</p><ul><li><strong>Ergenlikte DEHB özellikleri</strong></li></ul><p>Ergenlik döneminde eğitimle ilgili güçlükleri devam eder, daha küçük yaşta okuldan ayrılır ve daha çok sınıfta kalabilirler. Akranları, öğretmenleri, ebeveynleri ve kardeşleriyle ilişkilerinde güçlük çekerler. Olgunlaşmamış ve özsaygıları daha düşük olma eğilimindedirler. Karşı cinsle ilişkileri çok sıkıntılı olabilir. Bu dönemle birlikte sigara içme, madde kötüye kullanımı ve motorlu araç kazaları ortaya çıkar. Motorlu araç kazaları ergenlik döneminde ölümlerin önde gelen nedenlerindendir.Bu dönemde davranım sorunları ciddi hale gelir ve daha çok problem yaratır . Bu nedenle suça karışma görülebilir. Okul başarısızlığı, karıştığı kavgalar, çevredeki herkesten aldığı tepkiler sonrası kendine saygısını yitirmesi ve gelecek hayallerinin giderek kaybolması kısır döngüsüne girer ve kaygı bozukluğu, depresyon, intihar girişimleri yaşanır.</p><ul><li><strong>Erişkin tip DEHB özellikleri</strong></li></ul><p>Büyüme çağında önce aşırı hareketlilik sonra da dürtüsellik azalır. Dikkat eksikliği ise devam eder. Dikkat süresinin kısalığı nedeniyle işlerini tamamlayamaz, aynı anda bir çok işi birden yapmaya çalışır. Hangi işin daha önemli olduğuna karar veremediğinden önemli işleri kaçırır.</p><p>Erişkin tip DEHB de kişilerin sosyo-ekonomik düzeyi daha düşük ve alkol-madde kullanımı daha fazladır. Olgunlaşmaları geç, toplam eğitim süreleri daha kısa ve akademik başarıları daha düşüktür. İş yaşamında daha fazla problem, daha sık iş değiştirme, daha fazla evlilik sorunları yaşarlar. Öte yandan DEHB tanısına sahip bireyler uygun tedavilere ulaşamadıklarında, alkol-madde kullanımı, yüksek riskli etkinliklere girişme, tehlikeli bir şekilde araç kullanma gibi nedenlerle yasal sorunlarla daha sık karşılaşmaktadırlar. Bu kişilerde polisle ilgili sorunlar, tutuklanma 2 kat; trafikle ilgili sorun, hızla ilgili cezalar % 47 daha fazla görülür.</p><p>Bütün bunlardan farklı olarak DEHB’li bireyler konuşkan, yaratıcı, yeni fikirler üreten, enerjik, canlı, eğlenceli ve coşkuludurlar. Ayrıca yüksek zeka düzeyi, iyi sosyo-ekonomik düzey, olumlu bilinçli ebeveynlere sahip, okulla düzenli iletişim kurabilen kişiler iyi bir tedavi yardımı aldıklarında, çok zorlayıcı ve sorumluluk gerektiren konumlarda dahi olağanüstü başarılı olabilirler.</p><ul><li><strong>Yaşlılarda DEHB </strong></li></ul><p>Bu bireyler yaşlandığında hangi belirtilerin devam ettiği, hangilerinin düzeldiği konusunda elimizde yeterli bilgi yoktur. Bu konuda yapılan araştırma çok az olduğundan ileri yaşlara özel  geçerli ve güvenilir tanı yöntemleri geliştirilmemiştir. DEHB’li yaşlı bireylerde yalnızlık, depresif belirtilerde artma, mutsuzluk, dalgalı bir duygudurum, kaygı, dikkat-bellek gibi bilişsel işlevlerde bozulma olduğu belirtilmektedir. Kimi zaman belirtiler, yanlışlıkla demansın bir parçası gibi algılanır. Üzerinde durulması gereken bir diğer konu da uyku bozukluğu ile gelen yaşlılarda da DEHB olabileceğidir. İlginçtir ki yaşlı bireylerin bir kısmında DEHB kendini iş ve sosyal yaşantıda kendini etrafa göre daha yaratıcı özellikler olarak gösterebilir. Bu da sorunu daha karmaşık hale getirmektedir. ileri yaş grubunda eşlik eden çok fazla diğer hastalıkların varlığı da tedavi seçiminde zorluk yaratır.</p><p><strong>EŞLİK EDEN </strong><strong>SORUNLAR</strong></p><p>Ülkemizde temel başvuru nedeni DEHB değil eşlik eden diğer psikiyatrik rahatsızlıklardır. Ve olguların % 65-90’ ında bir eştanı vardır. Duygudurum bozuklukları % 38, kaygı bozuklukları % 47,  alkol-madde bağımlılığı % 40-50, nikotin bağımlılığı % 50, bulimia nevroza % 3-9, yeme bozuklukları % 9-11 oranında eşlik eder. DEHB’li bireylerde her türlü bağımlılık riski yüksektir. Çünkü DEHB’li bireylerde bağımlılıkta temel rol oynayan beyin dopamin metabolizması bozulmuştur.</p><p>DEHB ile bipolar bozukluk arasında belirtilerin örtüşmesi nedeniyle bazen ayırmak çok zor olur. Çelinebilirlik, dürtüsellik, hiperaktivite ve duygudurumda oynamalar her iki bozuklukta da bulunur. Bu durum her iki bozukluk arasındaki ilişkinin daha iyi aydınlatılması gerekliliğini gösterir.</p><p><strong>TEDAVİ</strong></p><p>Erişkin dönemde neredeyse bir kural olan başka ruhsal bozuklukların eşlik etmesi, diğer bir deyişle psikiyatrik eştanı varlığı ve erişkin yaşamının karmaşıklığı çocuklardan farklı olarak erişkin DEHB tedavisinde daha kapsamlı tedavi yaklaşımlarının uygulanmasını gerektirir.</p><p><strong><em>İlaç tedavisi</em></strong> : Önlenebilir kayıplara engel olabilmek için birinci adımda uygulanacak tedavi seçeneğidir. Dopaminerjik  sistem  üzerinden etki gösteren uyarıcı özellikli ilaçlar % 80’ i bulan başarı oranıyla en güçlü tedavi etkisine sahiptir. Bu gruptan metilfenidat (=Ritalin, Concerta) ile noradrenalin üzerinden etki gösteren daha yeni bir ilaç olan atomoksetin (=Strattera) ülkemizde 25 yaşına kadar olan erişkinlerde DEHB tedavisi için Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmıştır.</p><p>Gerçek yaşam çalışmalarında bu ilaçları kullanan bireylerin daha az trafik kazası yaptığı, daha az suç işledikleri, depresyon ve intihar sıklığında azalma olduğu gösterilmiştir</p><p><strong><em>Psikoterapi:</em></strong> <em>Psikoeğitim</em> genellikle psikiyatrist tarafından tedavinin ilk basamağı olarak yapılmalıdır. Bu eğitim, hasta ve ailesine DEHB konusunda eğitim verilmesini, tedavi seçeneklerinin açıklanmasını, gencin akademik ve davranışsal işlevselliğinin geliştirilmesi açısından öneriler verilmesini içerir.</p><p><em>Bilişsel davranışçı terapi</em> (BDT) erişkin DEHB’liler için etkili bir tedavi yöntemidir. Zaman yönetimi, planlama, organizasyon, sosyal beceri eğitimlerini içeren BDT ve grup terapileri ilaca ek olarak fayda sağlamaktadır.  Özellikle ilaç ile birlikte uygulandığında daha büyük iyileşme sağladığı belirtilmiştir.</p><p><em>Bilinçli farkındalık eğitimi</em>, kişinin kendi düşünce ve eylemlerine dikkatini artırmak üzere tasarlanmış, bilişsel temelli bir terapidir. Öz düzenleme becerilerini arttırırken hiperaktivite/dürtüsellik ve dikkat problemleri, duygu düzenlemede bozukluklar gibi DEHB semptomlarını azaltır.</p><p><strong>SONUÇ</strong></p><p>DEHB hemen her yaş grubunda görülen bir rahatsızlıktır. Bu kişilerde tedavi ile yaşam kalitesi artarken, kaza ve yaralanmalar, ekonomik zararlar, iş gücü kayıpları, madde kullanım riski azalmaktadır. Ayrıca hem bozukluğun temel belirtilerinde hem de eş zamanlı görülen sağlık sorunlarında düzelme sağlanabilmektedir.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div><p>The post <a href="https://bursapsikiyatrist.com/hiperaktif-cocuk-buyudugunde-neler-olur/">HİPERAKTİF ÇOCUK BÜYÜDÜĞÜNDE… NELER OLUR ?</a> first appeared on <a href="https://bursapsikiyatrist.com">Bursa Psikiyatrist</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bursapsikiyatrist.com/hiperaktif-cocuk-buyudugunde-neler-olur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bipolar Bozukluğu Nedir? Bipolar Tedavisi</title>
		<link>https://bursapsikiyatrist.com/bipolar-tedavisi/</link>
					<comments>https://bursapsikiyatrist.com/bipolar-tedavisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psikiyatrist Dr.Yusuf Kala]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jul 2019 20:29:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Panik Atak Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[bipolar nedir]]></category>
		<category><![CDATA[bipolar tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[bipoların belirtileri nelerdir?]]></category>
		<category><![CDATA[kayseri psikiyatrist]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bursapsikiyatrist.com/?p=969</guid>

					<description><![CDATA[<p>BİPOLAR BOZUKLUK NEDİR? BİPOLAR BOZUKLUK TEDAVİSİ Bursa Psikiyatri Kliniği Psikiyatrist Dr. Yusuf KALA   İki Uçlu Duygudurum Bozukluğu, Manik Depresif Bozukluk) Bipolar bozukluk (=iki uçlu bozukluk, eski ismiyle manik-depresif hastalık), düzenli veya düzensiz olarak tekrarlayan depresyon(çökkünlük), mani (duygu durumunda aşırı yükselme)ya da her ikisini de kapsayan karma (miks) dönemlerle ve bazen hiçbir belirtinin bulunmadığı “sağlıklı” [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bursapsikiyatrist.com/bipolar-tedavisi/">Bipolar Bozukluğu Nedir? Bipolar Tedavisi</a> first appeared on <a href="https://bursapsikiyatrist.com">Bursa Psikiyatrist</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="969" class="elementor elementor-969">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-cf32f37 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="cf32f37" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-367f4be" data-id="367f4be" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-56b3ed5 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="56b3ed5" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h2 class="MsoNormal" style="text-align: center;"><b><span style="color: #15919b;">BİPOLAR BOZUKLUK NEDİR? BİPOLAR BOZUKLUK TEDAVİSİ</span></b></h2><p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: normal;"><b><i><span style="font-size: 8.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: #203864; mso-themecolor: accent5; mso-themeshade: 128; mso-style-textfill-fill-color: #203864; mso-style-textfill-fill-themecolor: accent5; mso-style-textfill-fill-alpha: 100.0%; mso-style-textfill-fill-colortransforms: lumm=50000;">Bursa Psikiyatri Kliniği</span></i></b></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: normal;"><b><i><span style="font-size: 8.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: #203864; mso-themecolor: accent5; mso-themeshade: 128; mso-style-textfill-fill-color: #203864; mso-style-textfill-fill-themecolor: accent5; mso-style-textfill-fill-alpha: 100.0%; mso-style-textfill-fill-colortransforms: lumm=50000;">Psikiyatrist Dr. Yusuf KALA</span></i></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b> </b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">İki Uçlu Duygudurum Bozukluğu, Manik Depresif Bozukluk) </span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bipolar bozukluk (=iki uçlu bozukluk, eski ismiyle manik-depresif hastalık), düzenli veya düzensiz olarak tekrarlayan depresyon(çökkünlük), mani (duygu durumunda aşırı yükselme)ya da her ikisini de kapsayan karma (miks) dönemlerle ve bazen hiçbir belirtinin bulunmadığı “sağlıklı” dönemlerle giden kronik seyirli bir hastalıktır.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><i><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">Duygudurum bozukluğu</span></i></b> olarak sınıflandırılır. Riskli davranışlar nedeniyle ilişkilere ve günlük işlevselliğe zarar veren, tedavi edilmediği zaman intiharla ölüme bile yol açan ciddi ruhsal bir hastalıktır.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Birbirlerine zıt gibi görünen iki hastalık dönemi yatışma ve alevlenmelerle seyreder. Hastalık dönemleri dışında ise hasta hemen tamamen normal duygu durumuna döner.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bazı hastalarda ise günlük yaşamı kısmen etkileyen kalıntı belirtiler görülmekle birlikte hastalar düzelir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="color: #15919b;">&#8211;<b>Duygudurum ne demektir?</b></span></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Duygudurum(=mood) bireyin bir süre rahat, neşeli, üzüntülü, tedirgin, öfkeli, taşkın ya da çökkün bir duygulanım içinde bulunuşudur. Normalde günlük duygudurum belli sınırlar içinde kısa süreli değişmeler gösterir ve bir anormallik düşünülmez. Dünyanın algılanmasını renklendiren kapsamlı ve sürekli bir duygudur. Kişinin yaygın ve sürekli olarak kendisini hissetmesidir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Eğlence yerlerinde, neşeli arkadaş ortamlarında, çok sevilen bir kişinin kaybında yani yas durumunda kişiler uzun süre aşırı derecede neşeli ya da üzüntülü olabilirler. Bu durumlar anormal duygudurum olarak değerlendirilmez. Aşırılığın yanında içinde bulunulan duruma uygunluğun da önemi vardır.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">İnsanda duygudurum dört ana başlık altında değerlendirilir; Normal duygudurum, Taşkın duygudurum, Sıkıntılı( tedirgin) duygudurum ve Depresif duygudurum.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">-Duygudurumun bozulma nedenleri  nelerdir? </span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 15px; text-align: center;">Bipolar Bozukluk tanısı alan bireylerde net bir şekilde tanımlanmış bir hormon bozukluğu, metabolik sorun ya da beyin görüntüleme bulgusu yoktur. </span></p><h4 class="MsoNormal" style="text-align: center;"><b style="font-style: inherit; text-align: center;"><i><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">Bipoların nedeni kesin olarak bilinmemektedir</span></i></b><span style="font-size: 15px; text-align: center;">. </span></h4><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 15px; text-align: center;">Ancak beyinde duygudurumun bozulmasına yol açan bazı anormallikler olduğu tahmin edilmektedir.</span></p><p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-972 aligncenter" src="https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2019/07/Kayseri-bipolar-bozuklugu-tedavisi-300x158.jpg" alt="" width="300" height="158" srcset="https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2019/07/Kayseri-bipolar-bozuklugu-tedavisi-300x158.jpg 300w, https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2019/07/Kayseri-bipolar-bozuklugu-tedavisi.jpg 752w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">-Bipolar Bozukluk kalıtsal bir rahatsızlık mıdır?</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Genetik çalışmaları hastalığın oluşmasında anlamlı bir genetik etkenin varlığına işaret etmektedir. Normalde görülme sıklığı %2 iken birinci derece akrabalarda görülme sıklığı %7-8’dir. Ancak bu hastalığa yol açan bir genin varlığı henüz gösterilememiştir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">-Yaşam olayları bu hastalığa neden olur mu?</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bahar ayları, stresli ve travmatik olaylar  iki uçlu bozukluğun ilk hastalık döneminin ortaya çıkmasını veya atakların tekrarlamasını tetikleyebilir.  Bu kimi zaman ailede görülen bir ölüm, işini kaybetmek, askerlik,  bir ilişki sorunu, doğum ve lohusalık gibi olaylardır. Ancak bunlar rahatsızlığın nedeni değil atağı başlatan, tetikleyen durumlar olarak değerlendirilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">-Hangi yaşlarda görülür?</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">İki uçlu bozukluk toplumlararası farklılık ve cinsiyet farkı göstermeksizin her 50 kişiden birini etkileyen, ortalama olarak %2 civarında görülen ciddi bir bozukluktur. İlk belirtilerin ortaya çıkması 15-19 yaş arasında olmakla birlikte, klinik tanı 20’li yaşlardan sonra konmaktadır (en sık 15-25 yaş arası).  </p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Bipolar Bozukluktan bahsedebilmek için gerekli belirtiler nelerdir?</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">&#8211; Manik Dönem (=Manik Atak, Manik epizod) özellikleri</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b>  Manik atak</b> en az 1 hafta süreyle duygudurumun neşe yönünde sürekli artış göstermesi durumudur. </p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Bipolarda  Duygudurumda gözlenen değişiklikler</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Duygudurumun neşe yönünde yükselmesi (çizginin üstüne çıkması) sonucunda kişi kendini çok iyi hisseder ve neşeli, keyifli, mutlu veya coşkulu olur. Her şeye güler, kahkahalar atar, yüksek sesle müzik dinler, şarkılar söyler. Diğer taraftan hastanın neşesi bulaşıcı olur ve kendisi güldüğü gibi çevresindekileri de güldürür.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Coşkulu halin bir sonraki basamağı taşkınlık yapma, öfke ve saldırganlık sergilemedir. Kişi kendisine, çevresindeki insanlara ve eşyalara zarar verecek durumdadır. Çok çabuk sinirlenir, bağırıp çağırmaya ve vurup kırmaya başlar. Adli olaylara karışabilir. Duygudurum genellikle coşkulu olma ve saldırganlık arasında dalgalanır. Ara sıra çok kısa süreli hüzün ve ağlamaların bulunduğu dönemler olur.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Sosyal ve ahlaki kuralları çiğneyen bir rahatlık ve girişkenlik olur. Çekingen bir insan iken oldukça rahat bir şekilde hayatı ile ilgili gizli saklı ne kadar mahrem bilgiler varsa diğer insanlara anlatabilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Yeni ilgi ve istekler olabilir, kendine güvenin aşırı artışı ile riskli davranışlar içine girebilir. Yeni projeler geliştirilir ve bu projeler oldukça uçuk fikirlerle doludur. Zekâsı o kadar açılır ki bilmediği, hatırlamadığı yoktur. Her konuda fikir beyan eder ve hatalı olsa da iddialaşır.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Birbirinden ilgisiz konularda sayfalar dolusu kitap ve bitip tükenmek bilmeyen dizelere sahip şiirler yazma, dinleyenin kulaklarını tırmalayan bir sesle şarkı kasetleri doldurma gibi davranışları sergileyen hastalara günlük yaşamda sıkça rastlanır. Aşırı para harcaması çok sorun oluşturur.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Rahatsızlığın ilk belirtilerinden bir tanesi de uyku ihtiyacında azalmadır. Sabahlara kadar oturur, ya hiç uyumaz ya da bir kaç saatlik uyku ile idare eder. Uykunun ve iştahın düzene sokulması tedavinin önemli bir parçasıdır. <b>Uykusuzluk manik atak için en önemli tetikleyicilerden biridir</b>. Hiç uyumamaya rağmen enerjinin hiç azalmaması, sabahları hareketlilik ve konuşmanın artarak devam etmesi gözden kaçmayacak bir durumdur.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Genelde iştah azalır, hem hareketliliğe hem de beslenmenin azalmasına bağlı olarak kilo kaybı görülebilir. Diğer taraftan sigara ve alkol tüketimi artabilir. Cinsel istek ve performans çok artar. Bu da sosyal ve adli sorunlara yol açar.</p><p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-977 aligncenter" src="https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2019/07/manik-depresif-tedavi-300x196.jpg" alt="" width="300" height="196" srcset="https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2019/07/manik-depresif-tedavi-300x196.jpg 300w, https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2019/07/manik-depresif-tedavi-768x502.jpg 768w, https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2019/07/manik-depresif-tedavi.jpg 770w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Bipolarda Dikkat ve bellek değişiklikleri</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Kendiliğinden dikkat ve bellek artar. Geçmişte yaşadığı olayları en ince detaylarına kadar hatırlayıp anlatır, en ufak ayrıntılara dikkat edip görür. Ancak dikkatini her şeye yönelttiği için konuya yoğunlaşamaz, konsantre olamaz ve önemsiz bir uyaranla dikkati çabuk dağılır. Çağrışımları çok hızlanır, “beyninin çok çalıştığını, düşüncelerinin çok yoğunlaştığını” söyler.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Bipolarda  Algı ve düşünce bozuklukları</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Benlik değer duygusu ve kendine güven abartılı yükselir (ego kabarması; grandiyözite); kendini çok güçlü, zeki ve güzel görmeye başlar. Gerçeği değerlendirme yetisinin kaybolduğu durumlarda psikotik özellikli manik ataktan bahsedilir. “Dünyayı ben yönetiyorum”, “padişah soyundan geldiğim için tüm insanlar önümde eğilmeli”, herhangi bir eğitimi yok iken “bu seçimlerde başbakan olacağım”, beş parasız biriyken “ben gizli milyarderim, bir sözümle tüm kapılar açılır, dilediğime her türlü parasal desteği verebilirim” gibi büyüklük hezeyanları (megalomani) manik hastalar için tipiktir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Dini ve milli duyguları abartılı olarak yoğunlaşan kimi manik hastalarda “Allah’a yakınlaştım, özel güç ve görevler verildi, evliya oldum, ben mesih oldum, aslında Allah benim, Fatih Sultan Mehmet babamdır” gibi düşüncelerin var olduğu tespit edilebilir. Bu kişiler çoğu zaman toplum tarafından eğlence konusu yapılarak dışlanırlar nadiren de kendisine inananlar bularak el üstünde tutulurlar.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Bipolarda Davranış değişiklikleri</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Duygudurumdaki yükselmenin bir sonucu olarak fiziksel ve ruhsal enerjideki artış konuşma ve hareketin hızlanmasına neden olur. Konuşma artar, hızlanır, kesilemez hale gelir (basınçlı konuşma). Ses tonu artar, bağırarak konuşur. Karşısındakine konuşma hakkı tanımaz, ancak müdahale edilerek susturulabilir, müdahale olmazsa saatlerce konuşabilir. Düşünce akışının hızlanması nedeniyle konudan konuya atlayan bir konuşma (düşünce uçuşması) sergilenebilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Hareketler çok artar ve hızlanır. Yerinde duramaz, sürekli gezmek ve seyahat etmek ister, evden kaçar, kıpır kıpır ve enerjik bir insan haline gelir. Alkol ve uyuşturucu kullanmaya başlayabilir. Kendini hiç ilgilendirmeyen başka insanların işlerine karışır, kavgalar çıkarabilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bu belirtilerin hepsi birden her hastada görülmez. Ve her hastada belirtilerin şiddeti değişkenlik gösterir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">-Bipolar Depresyon özellikleri nelerdir?</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Uzunlamasına seyri dikkate almadan tek başına klinik özelliklere bakarak <b>Bipolar Bozukluğun</b> depresyon dönemindeki belirtilerle, <b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">Major Depresyon</span></b> olarak da bilinen Ünipolar Depresyon hastalığının birbirinden ayırımını yapmak çok zordur.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">-Karma Dönem (=mixt epizod)</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Karma dönem manik ve depresif belirtilerin birlikte bulunduğu dönemdir. Hasta her iki dönemin belirtilerini dalgalanmalar şeklinde gösterir. “karma mani” olarak ta adlandırılır. Karma dönem İki uçlu bozuklukta hastalık seyri sırasında %40 oranında görülür. </p><p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><b>Depresyon ve karma dönemlerde en korkulan durum intihar girişimleridir.</b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">-Hipomani nedir? Özellikleri nelerdir?</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">Hipomani</span></b>, <b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">maninin</span></b> hafif şeklidir. Çok belirgin bir hastalık tablosu, aşırı taşkınlık yoktur. Konuşkanlık, düşüncelerde hızlanma, neşelilik, cinsel istekte artış, kendini büyük, önemli, değerli hissetme, enerji artışı hipomanide de görülür ama manide olduğu kadar şiddetli değildir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Sosyal ve mesleki işlevsellikte, belirgin bir bozulmaya yol açacak ya da hastaneye yatmayı gerektirecek kadar şiddetli olmayan, halüsinasyon, hezeyan bulunmayan ve en az 4 gün devam eden mani belirtilerinin bulunduğu bir durumdur.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Her hastanın hastalık süreci diğerinden farklıdır, hatta aynı hastanın her atağı öncekinden farklı özellikler taşıyabilir. Her hastanın kendi hastalık sürecine özgü özellikleri bulunur ve bu özellikler bazen tanı koyma sürecini zorlar ve uzatır.</p><h3 class="MsoNormal" style="text-align: center;"><b><span style="color: #15919b;">2-BİPOLAR BOZUKLUĞUN TEDAVİSİ</span></b></h3><p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-976 aligncenter" src="https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2019/07/kayseri-bipolar-tedavisi-300x208.png" alt="" width="300" height="208" srcset="https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2019/07/kayseri-bipolar-tedavisi-300x208.png 300w, https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2019/07/kayseri-bipolar-tedavisi.png 650w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b>Bipolarda Tedavisinin Basamakları :</b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">•Akut tedavi (hastalık belirtileri başladığı sırada)</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">•Koruyucu tedavi (yeniden hastalanmayı engelleme)</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Bipolarda Tedavinin İçeriği :</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">•İlaç</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">•Eğitim</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">•Psikoterapi</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">A- İLAÇ TEDAVİSİ</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bipolar bozukluğun belirtilerini kontrol etmekte <b>en önemli ilaçlar duygudurum dengeleyicileridir</b>. Ayrıca uykusuzluk, kaygı, saldırgan davranışlar gibi belirtiler için doktorunuz ek ilaçlar verebilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Duygudurum dengeleyicileri</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Hem mani, hipomani, depresyon ve karma dönemlerde, hem de uzun süreli koruyucu tedavide kullanılırlar. Günümüzde duygudurum dengeleyici olarak kabul edilen ilaçlar  Lityum, Valproat, Lamotrijin ve Karbamazepindir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Doktorunuz belirti çeşitliliği, hastalığın öyküsü ve muayene bulgularını dikkate alarak sizin için uygun olan ilaçları seçecektir. İlaçlar etkisizlik veya yan etkiler nedeniyle birinden diğerine doktor kontrolüyle geçilebilir yada birlikte kullanılabilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Antidepresif İlaçlar</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Sadece depresyon yani çökkünlük dönemi sırasında kullanılırlar. Bipolar bozuklukta antidepresanlar tek başına kullanılmaz; duygudurum dengeleyicilere ek olarak verilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Antipsikotikler</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Özellikle maninin tedavisinde, bazen de depresyon tedavisi sırasında kullanılırlar. Daha seyrek olmakla birlikte, koruyucu tedavi olarak da uzun dönemde kullanılabilirler.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">İlaçlar ne zaman kesilir?</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Genellikle toplumda psikiyatri ilaçlarına karşı yılların biriktirdiği olumsuz bir ön yargı vardır. Bazı hastalar daha başlangıçta, bazıları da biraz kendilerini iyi hissettiklerinde, ilaçlarını kullanmak istemezler. Ancak unutulmamalıdır ki; ilaçlar bipolar bozukluğu “tedavi” etmezler, belirtilerin ortaya çıkmasını engellerler (diyabet veya yüksek tansiyon hastalığında kullanılan ilaçların hastalığın belirtilerine iyi gelmesi; hastalığı tümden tedavi etmemesi gibi). İlaçların kesilmesiyle birkaç ay içinde hastalık tekrarlar. İlaçların ne zaman azaltılacağı ve ne kadar sürdürüleceğine doktoru ile birlikte karar verilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Elektrokonvülsif tedavi (EKT) ne zaman, kimlere gereklidir?</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Halk arasında hakkında oldukça olumsuz düşünceler ve yanlış inanışlar varolmasına karşın EKT özellikle şiddetli depresyonda hayat kurtarıcı, güvenilir ve etkili bir tedavidir. Özellikle önceden başarısızlıkla sonuçlanmış antidepresif ilaç kullanımı varsa, antidepresif ilaçlarla birlikte sakıncalı olabilecek başka ilaçlar kullanılmaktaysa, ayrıca gebelerde, ve yaşlılarda EKT güvenle uygulanabilir. Bazen ilaçlara yanıt alınamayan manik dönemde de kullanılabilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Hastaneye Yatış ne zaman gerekir?</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Rahatsızlık döneminde riskli davranışlar nedeniyle hastaların kanunen koruma altına alınması ve bazı sınırlamalar getirilmesi uygundur. Belirtilerin çok şiddetli olduğu durumlarda, riskli davranışlarının (aşırı para harcama, karşı cinse ilgisindeki artış), intihar düşüncesinin girişimle sonuçlanmaması ya da saldırgan davranışlarının yatıştırılması amacıyla hastaneye yatırılır.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Manik ve depresif dönemlerin erken tanı ve tedavisi, düzenli doktor kontrolu hastaneye yatış olasılığını azaltır.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">B-BİPOLAR TEDAVİSİNDE EĞİTİM</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">&#8211; Bipolarda Hasta ve yakınlarının Eğitimi</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">İlk basamak hastanın ve yakın çevresinin bilgilendirilmesidir. Bilgilendirmenin, atakların öncü belirtilerinin tanınması ve ataklar şiddetlenmeden önlem alınmasını sağlayıcı katkısı vardır. Düzelme döneminde hastalığın doğası ve yüksek yineleme riskinin olduğu anlatıldığında hastanın koruyucu tedavisi kabullenmesi daha kolay olacaktır. Psikoeğitimin atak halinde olmayan hastalara verilmesi, dikkat dağınıklığının engellenmesi ve öğrenmenin sağlanması için gereklidir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Bipolarda Psikoeğitimde ele alınan konular                                                                                                              </span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Hastalıkla ilgili temel bilgiler, yineleme oranları, ilaçlar ve yan etkileri, tetikleyici faktörler, ilaç uyumunun önemi, belirti denetimi, stres yönetimi, intihar riski, gebelik, damgalanma gibi sosyal konular, öncül belirtileri erken tanıma, alkol ve madde kullanımından kaçınma, düzenli yaşam sürdürmenin önemi konusunda birey bilgilendirilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Öncelikle hastalara günlük hayatları için bazı önerilerde bulunmak gerekir:</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Arkadaşlarınız, aile bireyleri veya eşinizle (şayet varsa) rahatsızlığınızı paylaşın</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Mümkün olduğunca düzenli uyku uyuyun</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Alkol kullanmayın.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Uyuşturucudan uzak durun.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">İşte ve evde stresinizi azaltın.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Düzenli beslenin.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Düzenli egzersiz yapın.    </p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Günde sekiz saat uyumak kadar bu uykuyu gece almak da gereklidir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-978 aligncenter" src="https://bursapsikiyatrist.com/wp-content/uploads/2019/07/bipolar-bozuklukgu-tedavisi.jpg" alt="" width="259" height="195" /></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Hasta taşkınlaşmaya (coşkun hale gelmeye) başladığı takdirde, hızla yakınlarına ve doktoruna ulaşmalıdır. Hastalığın tırmanmasını beklemek hastalığın kontrolünü çok zorlaştırır. Erken müdahale tedavi yanıtını arttırır.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Hastalık dönemi öncesinde uyarıcı belirtileri fark etmek, erken müdahale açısından oldukça önemlidir. Hastanın arkadaşlarına ve aile bireylerine de bu uyarıcı belirtileri anlatarak, onların da fark etmeleri sağlanabilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Bu dönemde uyarıcı belirtiler arasında:</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">&#8211;  Az uyuma veya uyumama isteği</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">&#8211; Etrafı rahatsız edecek davranışlarda bulunmak, daha önce yapmadığı davranışları sergilemeye başlamak</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">&#8211;  Çok sayıda düşüncenin zihinde uçuşması</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">&#8211; Aşırı konuşma</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">&#8211; Kolayca heyecanlanmak veya huzursuz hissetmek</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">&#8211; Pervasızca para harcamak</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">&#8211; Kilo alımında ve iştahta aşırı düzeyde değişiklik bulunmaktadır.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Hastaların olduğu kadar ailelerinin de psikoeğitimden geçmesi önemlidir. Ülkemizde kapalı ve geniş aile yapısının olduğunu ve hastaların genellikle aileleriyle yaşadığını düşünürsek, ailelerin de psikoeğitim almasının anlamı daha iyi anlaşılır.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">C- BİPOLARDA KORUYUCU TEDAVİ </span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><i><span style="color: #15919b;">-Tedavi uyumsuzluğunun nedenleri nelerdir?</span></i></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">Koruyucu tedavi</span></b> sırasında karşılaşılan en büyük sorun ilaç uyumudur. İlaç uyumsuzluğu bipolar bozukluk hastalarda yüksektir ( %64) ve atakların tekrarlamasının en sık nedenidir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">İlaç uyumsuzluğunun pek çok farklı nedeni olabilir. Bunlardan bazıları; kişinin uzun seyirli bir hastalığı olduğunu reddetmesi, duygularını kontrol eden bir ilacı kullanmak istememesi ve ilaç yan etkileridir. Ağır ataklar yaşayan, sık hastaneye yatan ve dolayısıyla yaşamın akışında ciddi sorunlar yaşayan  hastalar koruyucu tedaviye daha sıcak bakarlar. Genç erişkinler, mani/hipomani dönemini daha iyi ve hoş olarak algılayan ve yan etkilere hassas olan hastalar ise koruyucu tedavi konusunda daha dirençlidir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><u><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">İki uçlu bozukluğun tedavisinde</span></u></b> hastalık dönemlerinin tedavi edilmesi kadar, hastanın yeniden hastalanmasını engellemek adına koruyucu tedaviyi planlamak ta önemlidir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">-Koruyucu tedavinin temel hedefleri;</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Atakların(=epizod, dönem) gelmesinin önlenmesi,</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Hastaların hastalık öncesi işlevsellik düzeylerini sürdürmesi</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bu amaçla <b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">lityum</span></b> ve bazı antiepileptikler (valproik asit, karbamazepin, lamotrijin) duygudurum düzenleyici olarak kullanılmaktadır. Bu grup ilaçlara duygudurum dengeleyici ilaçlar denir. Tedavi seçeneklerinin çoğalması özellikle yan etki gibi olumsuzluklara çözüm sunar ama her ilaç her olguda aynı düzeyde etkinlik sağlamayabilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Bipolar hastalar çocuk sahibi olabilirler mi?</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Atakların olmadığı dönemlerde sorun yaşamayan hastalar akademik başarı, iş sahibi olma, evlenme, çocuk sahibi olma gibi hayatın akışına uygun yaşantılarda, koruyucu tedavinin kuralları içerisinde sorun yaşamayabilirler. Çocuk sahibi olmak isteyen <b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">duygudurum bozukluk hastası</span></b> kadınlar psikiyatristiyle görüşüp kendi hastalık seyri ve ilaç kullanım düzenini göz önüne alarak gebelik planlayabilirler. Her hastanın kendi özeline uygun olarak tedavinin ne şekilde devam edilmesi gerektiğine karar verilir. Gebelikte ilaç kullanımı hastalığın seyrine, atakların şiddetine ve tamamen hasta özelinde anne ve çocuk için kar-zarar değerlendirilmesine göre yapılır. Gebelik, doğum ve lohusalık sürecinde olabilecek sıkıntılı durumlar psikiyatriyle daha yoğun iletişimle yönetilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">3- BİPOLAR BOZUKLUKTA PSİKOTERAPİ</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">İki uçlu bozuklukta</span></b> ilaç sağaltımındaki gelişmelere rağmen yineleme oranları yüksektir. İyi ilaç uyumunda bile beş yıl içinde yineleme oranı % 73’tür. İlaç uyumunun iyi olduğu tedaviler ile belirtilerde önemli ölçüde azalma sağlansa da yaşam kalitesi ve işlevsellikte aynı derecede düzelmeler sağlanamamaktadır. Hastalarda yaşamının önemli bir bölümünde hastalık belirtileri bulunmakta, okul, iş ve ilişkilerinde belirgin kayıplara neden olmaktadır. Hastalığın biyolojik temellerine eklenen stresli yaşam olayları, aile içi çatışmalar, sosyal ilişkiler, uyku uyanıklık döngüsünde bozulmalar, ilaç uyumunda bozukluk gibi tetikleyiciler yinelemelerin ortaya çıkmasında önemli rol oynar</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">Psikoterapi</span></b> yaklaşımları bu boşluğu kapatabilir çünkü ilaç sağaltımlarına eklendiklerinde yineleme hızı, yinelemeye kadar geçen süre, hastane yatış sayısı üzerine olumlu etkileri gösterilmiştir. <b>Psikoterapi yaklaşımların iki uçlu bozuklukta intiharı önlemede de etkin olduğu bilinmektedir.</b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">Psikoterapi</span></b> ile birlikte manik veya depresif atakları tetikleyebilecek stres faktörlerinin etkisinin azalması, stresle başa çıkma yöntemlerinin geliştirilmesi sağlanabilir. Hastalık dönemlerinin kişinin hayat akışını olumsuz etkilemesi sonucunda ortaya çıkan dolaylı sorunların çözümünde de psikoterapiden yararlanılabilir. Ayrıca psikoterapi, yeni bir atağın gelmekte olduğunu işaret eden erken bulguları tanıma konusunda da yardımcı olabilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Psikoterapi bazen bireysel bazen de grup ya da aile terapisi şeklinde planlanabilir. Bipolar bozuklukta özellikle bilişsel-davranışçı, kişilerarası sosyal ritimler terapisi ve Aile odaklı terapi yöntemlerinin etkili olduğu bilinmektedir. Ancak bu terapilerin yüksek maliyetleri nedeniyle ülkemiz şartlarında geniş hasta serilerine uygulanabilmeleri günümüz şartlarında pek uygun görünmemektedir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">4-BİPOLAR BOZUKLUK VE AİLE</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">Bipolar bozukluğu olan</span></b> biriyle yaşamak aile içinde strese neden olur. Aile bireyleri bu süreçte en çok suçluluk duygusu, korku, kızgınlık ve çaresizlik duygusu arasında git gel yaşarlar. Bu ilişki açısından da problem yaratır. Fakat hastalık kabullenilir ve ayrıntılı öğrenilirse problemler en aza indirilebilir. Bipolar bozukluğu olan çocuğun anne babasının hastalığa alışması zaman alabilir. Ancak hastalıkla başa çıkmanın ilk adımı hastalık hakkında ebeveynin doğru bilgi sahibi olmasıdır.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">Manik dönemde hastalar</span></b> yakın oldukları kişiyle uğraşabilir, onunla kırıcı konuşabilir. Aile bunun hastalığın bir belirtisi olduğunu bilmelidir. Yine manik dönemin bazı belirtilerine karşı (aşırı para harcama, cinsel ilgide artış, tehlikeli davranışlar) hastayı ve aileyi korumak için bazı sınırlar belirlemek gerekebilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">Depresyon dönemindeki</span></b> en önemli konu intihar riskidir. Depresyon döneminde çocuğun intihar düşüncelerine karşı uyanık olmak, daima ciddiye almak ve derhal doktoruna iletmek gerekir. Depresyondaki bir çocuğun/ gencin, yakınlarının sosyal desteğine ve yüreklendirmesine ihtiyacı vardır.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">İlaç kullanımı tedavinin</span></b> vazgeçilmez parçası olduğu için ilaçlarını denetlemek çok önemlidir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Hastalık dönemleri önemli kararların verilmesi ve önemli konuların konuşulması için uygun değildir, bunlar iyilik dönemine ertelenmelidir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><b><span style="color: #15919b;">Bipolarda Aileye öneriler;</span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">“-Öfke ve ya suçluluk duygusuna kapıldığınızda unutmayın ki, bipolar bozukluk kimsenin suçu değildir. Hiçbir şeyin normale dönüşmeyeceğini düşünmeyin. Günümüz tedavileri tüm belirtileri ve bozuklukları önemli ölçüde tedavi edebilmektedir. Fakat gerçekçi beklentiler içinde olmak gereklidir. Özellikle hasta kişiden kısa sürede çok şey beklemek başarısızlık yaratır. Ayrıca aile bireyleri kısa ve uzun vadede kişiye sürekli ve belli bir miktarda yardımcı olmalıdır. Fakat bu da hastayı özgür bırakmak ve fazla üstüne düşmek sınırlarının tam ortasında olmalıdır.”</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Önce çocuğunuzun hastalığını tanıyın, nedenleri, belirtileri, tedavisi hakkında bilgi sahibi olun.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Çocuğunuzun doktoru ve psikoloğuyla konuşun, aklınıza takılan soruları sorun. Her şeyi bir günde öğrenmek yerine öğrendiklerinizi sindirmek için kendinize zaman verin.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Çocuğunuza destek olmak ve yardım etmek bu süreçte sizin için de bedenen ve ruhen yorucu olabilir, kendinize zaman ayırın, gerekiyorsa siz de yardım alın, unutmayın bu süreçte çocuğunuzun sağlıklı bir size ihtiyacı vardır.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Kendinizi suçlamaktan vazgeçin, bipolar bozukluk biyolojik temelleri olan bir hastalıktır. Hastalığın ortaya çıkmasında çevresel etmenler etkili olmakla birlikte çocukluk yaşantıları ya da kötü bir evlilik hastalığı tek başına ortaya çıkarmaz.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Destek olun, yanında olun ancak aşırı koruyucu olmaktan, çocuğun yerine getirebileceği sorumlulukları üzerinden almaktan kaçının. Çocuğunuzun kendi başına yapabileceği şeyleri onun yerine yapmayın. Bu çocuğun kendine güvenini azaltabilir.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Çocuk ya da genç her sevindiğinde ya da her üzüldüğünde hastalanıyor diye düşünüp paniklemek hem sizi hem de onu endişelendirir. Çocuğunuzun günlük keyifliliği ile hipomanisi, kötü bir günü ile depresyonu arasındaki farkı tanımaya çalışın. <b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">Bipolar bozukluğu</span></b> olan hastaların da herkes gibi kendilerini iyi ya da kötü hissettikleri, ancak hastalık düzeyinde olmayan günleri vardır.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Bazen anne- babalar toplum içinde <b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">bipolar bozukluğu</span></b> olan çocuklarının etiketlendiğinden yakınabilirler. Etiketlenmekle baş etmek için çocuğunuzun hastalığını herkese anlatmak zorunda hissetmeyin, ancak güvendiğiniz ve yakınlığınız olan kişilerle paylaşın.</p><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Unutmayın doğru tedavi çocuğunuz, doktorunuz, tedavi ekibi ve sizi de içine alan bir ekip çalışması demektir. Bipolar bozukluk tedavi edilmesi gereken ve tedavi edilebilen bir hastalıktır”.</p><h3 class="MsoNormal" style="text-align: center;"><b><span style="color: #ed7d31; mso-themecolor: accent2;">Bursa Bipolar tedavisi için Psikiyatrist ve Psikoterapist Dr. Yusuf KALA’dan randevu alabilirsiniz. </span></b></h3><p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"> </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div><p>The post <a href="https://bursapsikiyatrist.com/bipolar-tedavisi/">Bipolar Bozukluğu Nedir? Bipolar Tedavisi</a> first appeared on <a href="https://bursapsikiyatrist.com">Bursa Psikiyatrist</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bursapsikiyatrist.com/bipolar-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
